Hasretten çağırdıklarımız, dost kulağına söylemek istediklerimiz, derelerin melâli, dışın reddi için zaferi bu sestedir
Doğduğu gün vatanı olan Germencik’e sırf istirahat etmek üzere gelen Ankara Radyosu ses san’atkârlarından Nevin Demirdöven‘in bir türlü rahat bırakılmadığı, civar ilçelerde konserler vermek üzere zorlandığı, bütün imtina etmek arzusuna rağmen bu isteklerden bir kısmını reddemediği anlaşılmaktadır.
Memleketin “en içli ses” diye ittifak ettiği Demirdöven‘de ilk plânda dikkati çeken san’at hususiyeti, sesinin taşıdığı Yunani sadeliktir.
Eski Yunan sanatının süsten, oyundan ve marifet egzersizlerinden masum kalmış olan bir muzaffer tarafı vardır. 1200 seneden beri mağlup edilemeyen zevale ermeyen bu zafer, sadeliğin zaferidir.
Onun sesinde de bu karakter bariz değil mi?
İçini söyler gibi bir yavaşlık, gönüllerin bütün hüznünü kendinde toplayan, sonra müessir, fakat sakin akan sular gibi ruhlara gönderen adeta taksim eden keder terazisi Nevin’in daha okumaya başlar başlamaz size telkin ettiği his bu değil midir? Onda, şüphesiz ki Sabite Tur gibi şahane bir ses vüs’atinin icap ettirdiği maharetler ne de Müzeyyen‘de gördüğümüz, daha çok kendi ağlayan çok müessir, hatta yerine göre ilâhi, fakat sık sık hasta ve mariz bir ses vardır. Demirdöven solosuna başlar başlamaz, sanki konuşan bizim hüznümüzdür. Büyük uçurumlar ifade etmeyen sanatı, her gün alışık olduğumuz günlük tasa ve sevinçlerimizin ortağı olan bir okuyuş tavrı ile bizi baş Nevin Demirdöven, sade ve içli yorumuyla halkın günlük duygularına tercüman olan, gösterişten uzak ama derinlikli sesiyle Türk musikisinde özel bir yer edinmiş bir sanatçıdır.başa bırakır. Sanki bu kızımız şöyle demektedir:
“O girdaplı, uçurumlu sesler, o ses oyun ve hünerleri sizin olsun. İçi, sadeliği, masumluğu, hüznü, kardeş gönlünde saklı bulunan sıcak alâkayı bana bırakın.”
Fazlası ses için hata olan nazalite (burun ve genizden gelen ses) Nevin‘in sesine o kadar az ve çeşni olarak karışır ki Türk solistleri içinde duygu helmesi bu kadar güzel sindirilmiş olan bir doyuran sese rastlamayız. Hasretten çağırdıklarımız, bu sestedir. Dost kulağına söylemek istediklerimiz bu sestedir. Derelerin gizli melâli, sükûnetin güzelliği, dışın reddi, için zaferi bu sestedir.
Şardağ, R. (1953, Mayıs 14). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / İçini ve içimizi söyleyen sanatkâr: Nevin Demirdöven. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

