Gösteriş taksimi mi? – Karışık – Çile mi çille mi?
Radyolarımızda sık sık duyduğumuz bazı tabirlerin dayandığı makul bir temel olmadığını üzülerek görüyoruz. Hemen üç radyomuzda müştereken kullanılan bu sözlerden birisi “Gösteriş taksimi”dir. Gösteriş ne demektir? Son yıllarda dilimize kazandırılan yeni bazı güzel kelime ve tabirler arasında iltibas uyandıran, yani caka satma, afi taslama manalarına gelen bir nevi övünme demek olan bu sözün kullanılmasındaki hikmeti anlamıyoruz. Bu tabirle anlatılmak istenilen şey şudur: Solist bir makamda okuduğu şarkıları bırakıp öteki makama geçecektir. Hem kendisinin yeni makama kulağı ısınsın hem dinleyicilerin ruhlarına yeni melodik dünyanın renk ve çeşnisi dolsun diye yapılır bu taksim. Onun da pekalâ girişi, açılışı ve kararı vardır. Sadece hacmen küçülmüştür. Tenevvü imkânlarını, yeni yeni doğuşları öne sürmekten uzaktır. Eğer mutlaka, şöyle küçük bir taksimcikle ona makamı göstermek murad ediliyorsa bu taktirde bu kelimenin aslı gösteri olmak gerekir. Batıda buna yakın bir müzik şekli vardır uvertür denen lügatte, “açıklık, açma, başlama” manalarına gelen bu kelimenin müzik istılahındaki yeri senfonik eserlere, büyük kompozisyonlara zemin hazırlama mahiyetinde olmasıdır. Uvertürün morfolojisi bir nevi başlayacak olan büyük esere bizi hazırlar. “Gösteriş taksimi” yerine bir kısım müzisyenler “Köprü taksimi”, “Giriş taksimi”, “Geçiş taksimi” diyorlar. “Açış taksimi” diyenler de var. Zavallı mektepsiz musiki! Yine radyolarımızda sık sık duyduğumuz bir tabir de “Karışık makam” sözüdür. “Karışık makamlardan şarkılar dinleyeceksiniz.” Sık sık duyduğumuz bu sözün manası nedir? Musikimizde zıvanasından çıkmış, alabora olmuş, karmakarışık makamlar mı mevcuttur? Yoksa iki veya daha çok makam bir araya mı gelmiştir? Gerçi musikimizde mürekkep makamlar diye bilinen ana makamların dışında iki makamın rengini taşıyan makamlar mevcuttur. Fakat yukarıdaki tabirle kastedilen şey, burda değildir. Bir solistimiz birden çok makam içinde bestelenmiş şarkılar okuyacak demektir. Türlü makamlardan, çeşitli makamlardan hatta en doğrusu, makamların adı tasrih edilerek “şu ve şu makamlardan” denilebilir.
Sabite Tur adındaki değerli solistimiz üstat Selâhattin Pınar‘ın güftesi bozuk olmakla beraber en güzel eserlerinden biri olan Rast makamından bestelenmiş bulunan “Söylemek istesem” girişli şarkısının ikinci kuplesini çok mumnunuz ki Türkçe bakımından doğru okudu. Yanılmıyorsam, plâğa “çileli bülbül gibi” diye okuduğu bu eseri bütün Türkiye’ye yayılmıştır. Şehrimizde verdiği konserlerde memnunuz ki değerli sanatkâr, bu hatayı tashih etmiş bulunuyor.
Gerçi Fariside bu kelime şeddeli olarak, yani “çille” diye kullanılır. Fakat düpedüz, terkipsiz, Öztürkçe bir mısra içinde “çile” demek lâzımdır.
Şardağ, R. (1953, Mayıs 19). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Radyolarımızda yanlış kullanılan tabirler. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

