Ankara Radyosu Müdürü’ne açık mektup

Kardeşim Bekman, Ankara Radyosu müdürlüğüne tayin edildiğin haberi beni sevindirdi. Bir defa, şunun için sevindim: Neslinin çocuğusun, gençsin. Genç de ne demek? Kırk'a, hayatın hiç olmazsa yarısına merdiven dayamış bulunuyoruz. Halim Basın Yayın Umum Müdürü olduğu gün kendisine senden ve şimdi İzmir Radyosu Müdürü bulunan Ümit Demiriz'den bahsetmiş ve Alyot'un evinde kaldığım kısa bir zaman [...]

Hanende Osep Efendi

Bugün olduğu gibi, asırlar boyunca Türk topraklarında yaşayan İslâmlarla ekalliyetler birbiriyle candan dost ve bu toprağın havasını teneffüs eden kimse de musikisi ile resmi ile zevki ile bu toprağa bağlı idi. Bu güzel duyguların neticesi olarak musikimize, III. Selim'in hocası meşhur Tanburî İzak Efendi'den tutunuz da her gün omuz omuza çalıştığımız Yorgo Bacanas'a kadar nice [...]

Kanunî Şemsi Efendi ve torunu Mübeccel

Müzik, Allah vergisi olduğu kadar da ırsî bir haslet olduğu birçok delillere dayanarak iddia edilebilir. Büyük müzisyenlerin aileleri iyice tetkik edilirse, güzel sanatların bir şubesinde çok ileri gitmiş bir ailenin çocuklarının birisinde mutlak bir üstün kabiliyet meydana çıkıp deve adımı ile hamleler yapmıştır. İşte size bir misal daha: Eski devrin en meşhur kanun üstatlarından Şemsi [...]

Dev orduları yenenlerin musikisi: Mehterhane

Dokuz katlı mehterler - 150 kişilik cenk orkestraları - Gafil ne bilir? Garpta 19. asıra gelene kadar canlı ve dinamik bir hüviyete bürünemeyen orkestralara mukabil, Asya'dan beri incele incele, çeşitli aletlerle takviye edile edile gelen asker muzıkalarımız nihayet Osmanlı Mehterhanesi haline girdiği zaman müthiş orkestral bir kuvvet olmuştur. Bir Mehterhane'de muvazzaf ve yedek olmak üzere [...]

Fetih yıldönümünde Mehter musikimiz

Altın davullar - Gün doğarken ve batarken fasıllar Millî asker muzıkaları Selçukîler zamanında da devam etmiştir. Hammer Tarihi'nin birinci cilt ve 76. yaprağında bu mevzu ile alâkalı olarak, bir yabancı gözüyle görüldüğü için objektif kalmış bilgiler vardır: "Selçuk hükümetinde Alâaddin Mehmet'ten evvel asker muzıkası beş namaz vaktinde çalınırdı. Alaattin'in oğulları için beş defa, kendisi için [...]

Fethin Yıldönümünde Cenk Musikimiz

Asker millet - Asya'nın nevbetleri - 12 bin senelik bir enstrümantal mâzi Fethin 500. yılını kutlamak üzere olduğumuz bu günlerde bizim cenk musikimiz hakkında kısa bilgiler vermek, "Mehterhâne"yi tanıtmak ve her gün bu mevzuda bir yazı yazmak istedim.  Türkiye'de cenk türküleri bu asker milletin askeri muzıkalarıyla başlamıştır. Meselâ "Mehterhâne" bir asker muzıkası topluluğudur. Tuna boylarında [...]

İstanbul üstüne / Bir âlemdir…

Gün biter, güneş söner, Boğaz'da pırıltı bitmez. Çengelköy'ünden Beykoz açıklarına kadar Boğaziçi'nin Anadolu sahillerinde geceleyin sönen bütün ışıklara mukabil, karanlık çöktükten sonra yanan ışıkları vardır. Beylerbeyi ağırbaşlı, vakur, biraz sofu ve çelebi mizaçlı insanlarıyla uykusuna yatmıştır. Havuzbaşına, Çengelköy'ü ile hudut yarısı olan bu bölgeye kadar ortalık zifirî siyahtır. Çengelköy'ü bostanlarından bir zamanlar en sonra merkebine [...]

İstanbul üstüne / Mümkün mü beyan..

Arap medeniyetinde camiler şerefesizdi. Bizans'ta kubbeler biraz mahaddepçe idi. Biz hem kubbeli, hem minareli camiler yaptık, Şark'tan da Bizans'tan da tesir aldık. Ama İstanbul semalarına uzananlar bütün dini mâbedlerimizde bir Türk üslûbu yaşamaktadır. Süleymaniye'nin kubbe saçaklarını, geceleyin denizi yakan yakamozlar gibi karanlık, loş ve mor ışıklara boğan o harika çiniler Konstantiniyye'nin Türk'ten yediği ebedî damgalardır.  [...]

İstanbul üstüne / Ve ulema…

Bir şehir fethedilmişti ki adaletin o yerde bir kardinal şapkası kadar bile namı yoktu. "Halık-ı arz" adına; Muhammed adına konuşan Fatih, haksız yere ellerini bağlattığı bir Rum vatandaşa hayatının sonuna kadar tazminat ödemeye kendisini mahkûm eden şer'iye mahkemesine, dünyaları eğediren boynu ile eğildi. Değil Müslümanlığa veya diğer bir dine, İsa'yı biraz farklı yorumlayan bir mezhebe [...]

İstanbul üstüne / Hak edilmiş şehir

Şimdi artık bu güzel şehir, lâyığı olan taraveti takınmalı değil miydi? Türkler gelmişti İstanbul'a. Nağmeleri, lahinleri ebedî saltanatına kavuşturan musiki odaları görünmeliydi. Mermeri gergef gibi dokuyan koca mimarlar, zekâlarını sıvamalıydı. Boğaziçi inci gibi işlenmiş saraylarla, yarına kalacak bu âbidelerle donanmalı, hayır ve iyilik eserleri çeşmeler, hanlar, ilim ve medeniyet yuvası medreseler dört bir yana yaslanmalı; [...]