Radyolarda söz yayınları

Yine mi traş – Ümit Halit’ten bir temenni – Kofluk ve özlük prensip hastalığı – Tavuklar için hitabet

Türkiye radyolarının hepsi de konuşma programı bakımından büyük bir fakrülmevzu içindedirler. Memleket, “Radyonun düğmesini kapatıverdim!”, “Yine mi traş dinleyeceğiz yahu!”, “Kapat şunu!”, “Sustur şu zırıltıyı!” gibi sözlerin yayılmasında en büyük amil konferanslardır. Vergisini verdiği, elektrik parasını ödediği ve nihayet rızkından, nafakasından keserek satın aldığı radyolar hakkında halkımızın senelerden beri söylediği bu sözler karşısında Basın Yayın Umum Müdürlüğü uyur mu, mestî içinde midir, anlamıyoruz. Bugünkü yazımızda işaret ettiğimiz hususları, aynı zamanda İzmir’de Basın Mümessili bulunan radyomuzun müdürü vasıtasıyla Ankara’ya duyurulacağından eminiz. Ankara’da Umum Müdürlük makamını işgal eden çok sevgili arkadaşım Alyot‘un bu bakımdan harekete geçeceği günü sabırsızlıkla bekliyorum. 

Bir defa konuşmaların azami denecek kadar kısa olması lâzımdır. Haberler kısımları hariç, bütün söz yayınları, hatırlama-anma ve bahis mevzuu etme gibi iki kısma ayrılabilir. Millî günlerde, tarihî zamanlarda, büyüklerin doğum ve ölüm yıldönümlerinde yapılan hitabetimsi konuşmalar bu anma mahiyetindeki söz yayınlarına dahildir. İzmir, İstanbul radyolarında bu saatler için ayrılan 10 dakika yerine, Ankara’da neden 15 dakika ayrılmıştır? Her çeşit konuşma öyledir ya, hususiyle hitabet uzadıkça koflaşır, kısaldıkça özleşir. 

Bize konferans mahiyetindeki konuşmalarında azami 10 dakika olması lâzımdır; bu bir. Sonra bu “Konferansların mahiyeti ilmî değil, vulgarize olacak” gibi bir sürü Basın Yayın prensibi. Ne kadar gülünç değil mi? İlmî olmayan bir ifadeye radyolarımızda nasıl yer verilir?

Haydi ifadeyi umumun anlayacağı seviyeye indirdik diyelim. Peki ama mevzu bir kısım güfteyi ilgilendirir de, bir kısım insanlar için yabancı olabilir. “Hayır, herkesin mevzuu olmalı.” deniliyorsa, bütün söyleyeceklerimiz mahdut olarak kalır ve söz yayınları tıknefes olabilir? Muhalifi zorlamak, imkânsız olandan prensip yapmak, şu bizim Basın Yayın’ın kurulduğundan beri devam eden prensipsizliği arasındadır.

Hiç unutmam, Ankara Radyosu’nda verdiğim bir serî konferanslarımın ilkinde, başta hangi hitabı kullanayım diye düşündüm. Prensiplere uymak lâzımdı, zira “Muhterem dinleyenlerim”, hayır buna pek resmî derlerdi. “Sayın dinleyenlerim”, sayın kelimesi henüz yeniydi, herkes anlayamaz denebilirdi. “Sevgili dinleyenlerim” ortalama seviyeyi tutayım derken biraz lâübaliliğe kaçmış olabilirdim. Sadece “Dinleyenlerim” demek en doğrusu idi, ama, prensipçiler bunu da biraz sert bulmazlar mı? Nihayet karar verdim. Hitapsız mevzuya girdim. O gün yaptığım konuşmalarda mevzuya hitap kullanmadan paldır kültür girmeyi, âdet edinmişimdir. 

Bütün mesele konferansı verenin selâhiyetine ses tonuna, Türkçesine bakmadadır. 

Radyo konuşmalarında bir ehemmiyetli cihet de konferansçının hitabet yapmasına veya bilgiç bir eda taşımasına, bir de yeni bir kompozisyona varmamışsa eğer bir takım beylik mevzuları bilmem kaçıncı defa tekrarlayarak devlet radyolarını arpalık haline getirmesine mani olmaktır. Bizim konferansçıların pek çoğu, her devrin ileri gelenlerinden iltimaz görerek veya Basın Yayın mensubu olanları dolayısıyla mikrofona geçmek talihine ererler. Bu sebeple çoğu heyecan içindedirler. Hani arıcılık ve tavukçuluk hakkında konuşmalar bile, memleketin mukadderatıyla alâkalı bir nutuk veriyorlarmış gibi şişkin, tonlu, melodimtrak konuşur, pek tabii olarak da gülünç olurlar. 

Müsbet olmak, prensibimiz icabı yapıcı kalmak için işte mukabil görüşlerimiz. 

Hitabet konuşmalarında 10 dakika, ayrılacak zamanın en fazlasıdır. Herkesin seviyesine uygun mevzu ve ifadeyi değil, çeşitli sahalarda ve konularda ihtisası olanları aramalıyız. Bu demokrasi devrinde sun’i prensiplere saplanmaktan kurtulmalıyız. Dilimizi en güzel şekilde kullanamayanları, ihtisaslarına rağmen reddetmeliyiz. 

Radyolarımızın Basın Yayın mensuplarının istismarlarından kurtarmalıyız.


Şardağ, R. (1953, Mayıs 20). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Radyolarda söz yayınları. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın