Ankara’da başlayan üçlü konuşmalar, bu satırların yazarı için hiç de sürpriz teşkil etmiş değildir. Zira, “Yanaşacak gibi”, başlığı altında yayınlanan yazımızın daha mürekkebi bile yeni kurumuştur. Bu yazıda, Karamanlis hükümteini, muhaliflerin, anlaşmaya yanaştırmayacağını, onun da iktisadi beceriksizlerini örtmek için bu anlaşmazlık havasından faydalandığını söylemiştik. Ama yine ilave etmiştik ki, bu işler halk nazarında artık Yunan hükûmetini yıpratmaktadır. Bir zafer sağlamış görünerek, Venizelos‘un bilhassa partisini tehlikesiz hale getirmek zorundadır onlar.
Şimdi, Ankara’da Türkiye Hariciye Vekili, iki devlet elçisi ile neler konuşuyor; bilmiyoruz. Yunanların, yine mızıkçılık ve şirretlik yolunu mu veya akıllı uslu bir anlaşma yolunu mu tutacakları hakkında da kehanette bulunamayız. Ortada sıkı bir gizlilik mevcuttur. Türk’ün gilyecek bir şeyi yoktur. Millet önünde hükûmetimiz, taksimi son fedakârlık diye ilan etmişlerdir. Olsa olsa esaslı bir taahhüde bağlanarak taksime kadar, metekaddim ve ileri bir anlaşmaya yanaşılabilir.
Yunanistan’ın üçlü konuşmaya gelmesi bir taktik gereği değilse, bu koldan geri dönmüştür. Kıbrıslı Türk liderlerin Kıbrıs’ta tezahüratla karşılanmaları da bize kadar gelemeyen bazı haberlerin, adaya sızabilmiş olacağına alamet sayılabilir. Temennimiz, öte yakada akl-ı selimin üstün gelmesidir. Bir kaç gün daha intizar edelim.
Şardağ, R. (1958, Aralık 31). Günübirlik/Henüz bilmiyoruz ama. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

