Teessüf olunur

Klâsikleri sevmek – Kuş beyinleri susturmalı – Öyleleri var ki “Boyacı” türküsünü okumalıdır

Şehrimizde haftalar içinde gelip konserler veren sanatkâr ve okuyucular arasında dikkat ettim, klâsiklerden muhterem halkımıza örnek verenlere rastlamadım. 

Mefharet Yıldırım, Sabite Tur, Nevin Devirdöven, Şükran Özer ve nihayet son olarak gelen Melâhat Pars‘tan beklenen buydu. Hususiyle Mefharet Yıldırım, Melâhat Pars ve Sabite Tur klâsiklerimizi kusursuz okuyacak kalitede kimselerdir de. 

Neden, neden bu ihmal? Yoksa onlar da halkımızın bugünkü alaturka şarkıları tercih ettiğine mi kanidirler? Dost ve kardeşim Münir‘in Elhamra’da verdiği klâsik  konserlerini paradide oturan sezgili ve saygılı halkımız ayakta alkışlamışlardı. İyisini sundukça, onların, kötü mahsûller ile değerli olanlar arasında tercih yapmayı öğreneceklerine inanmalıyız. 

Yoksa, Türk musikisine sınıfçı bir görüşle düşman olan sırf, güzide ve münevver tabakaya ait olduğu için klâsik musikimize kuruntu kabilinden hücumlarda bulunan bedbahtlardan mı çekiniyorlar? Bir yanlış görüş de şu: “Efendim diyorlar, eski sanat”.

Medenî tekâmülün zamanla değil, kendisine mahsus şartlar ve oluşlarla ilerlediği çeyrek asır önce ispat edilmiş bir ilmî keyfiyet iken, dünü mutlaka bugünden kötü veya zayıf gören bir görüş bu!

İşte bütün bu görüşleri tanınmış bilgili solistlerimiz tepetaklak edeceklerdir. Onlar şunu ispat edeceklerdir: Garp’ta nasıl. 

Eski klâsik musiki, devrini şeklen bitirmiş olmakla beraber yepyeni bir çağın zevkine sahip nesiller tarafından da tadılmakta ve sevilmekte ise bizim dünkü klâsik ustaların da şekli eskimiş, fakat ruhu taze ve sevimli kalan ölmez eserleri vardır. 

Bu solistlerimiz, bugünkü bir kısım piyasa şarkılarının bedbin edici sözlerine bakıp klâsiklerimizi de bu şekilde sanarak hücuma yeltenen kuş beyinlileri susturacaklardır. Onlar radyolarımızda tatbik ettikleri bu sistemi, hiç olmazsa, konserlerinin ilk iki eserlerinde tatbik edebilirler. Perihan Altındağ İzmir’e geldi. Dede‘nin meşhûr Râst bestesini halka “Kâr-ı Nev” diye tanıtacağı yerde, “Kâr Nevi” diye anons etti. Biz eski eserlerin adını dahi beceremeyen okuyucularımızdan böyle bir temennide bulunacak değiliz. Öyle solistlerimiz var ki “Boyacı Türküsü”nü okumalarını tavsiye ederiz. Ama yukarıda adlarını saydığımız solistlerimizden Mefharet, Nevin, Melâhat ve Sabite halkımıza klâsiği sunacak değerde sanatkârlardır; ne fayda!


Şardağ, R. (1953, Mayıs 26). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Teessüf olunur. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın