Ben bir ameleyim

Dün bir dost koluma girdi: “On beş seneye yakın bir zamandan beri tenkit yapıyorsun, seni münekkit olarak tanırım. Fakat doğruyu söylemek, güzele ulaşmak isterken gönül kırıyor ve dost kaybediyorsun. Buna üzüldüğünü de görüyorum. Bırak bu tenkitçiliği.” dedi.

Bu sevgili arkadaşımın haklı olduğu, fakat aynı zamanda yanıldığı bir taraf vardı. Gerçekten bir balığı kılçıklarından ayırarak okuyucuya sunmak demek olan tenkide tahammül bizde açıkta ıslanmak gibi sıkıcı, tazip edici bir şeydir. En aziz dostlarınız, en yaldızlı ve sunturlu kelimelerle size ithaf ettikleri eserleri hakkında küçük bir temennide bulundunuz mu derhal şeker renk olurlar. Ama hemen haber vereyim ve o dostum gibi beni münekkid sananlara söyleyeyim ki ben münekkid değil ve bu memlekette münekkidin yetişmesi için meydanın çam sakızlarından, çizmeden yukarıya fırlama meraklılarından kurtulması lâzımdır. 

Bizde bütün musiki bilgisi radyo dinlemeye inhisar eden nice amiyane mütefekkirler altı asırlık musikiyi; edebiyatımızda en basit bilgilere sahip olmayanlar toptan Türk edebiyatını; dünkü çocuklar ve bütün ihtisası kartpostal ressamlığından öteye geçmemiş olanlar modern resmi, zıpırlar san’at an’anelerimizi, gelenekçiler yenilikleri durmadan, boy boslarına bakmadan itham etmeye kalkarlar. Acezelerin putları devirmeye çalıştığı, içi geçmişlerin, putlardan ayrılmadığı bir cemiyette san’at münekkidinin işi mi olur?

Aciz omuzlarıma düşen tek vazife, olsa olsa meydanın bu pis haşerattan temizlenmesine hizmet etmektir. O dostum gibi beni münekkid sananlara haber veriyorum; 

“Hayır, efendim hayır! Naçiz, sadece bir tanzifat amelesiyim (çöpçü)ö, o kadar.”


Şardağ, R. (1953, Mayıs 26). Günübirlik/Ben bir ameleyim. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın