Fethin Yıldönümünde Cenk Musikimiz

Asker millet – Asya’nın nevbetleri – 12 bin senelik bir enstrümantal mâzi

Fethin 500. yılını kutlamak üzere olduğumuz bu günlerde bizim cenk musikimiz hakkında kısa bilgiler vermek, “Mehterhâne”yi tanıtmak ve her gün bu mevzuda bir yazı yazmak istedim. 

Türkiye’de cenk türküleri bu asker milletin askeri muzıkalarıyla başlamıştır. Meselâ “Mehterhâne” bir asker muzıkası topluluğudur. Tuna boylarında bu kelime “Tablhâne” olmuştur. Fakat bu enstrümantal kompozisyonun mazisi Orta Asya’ya dayanır ve Asya’da ecdadımızın ilk cenk ve asker muzıkalarına “Nöbet” denirdi. 

Cenk müziğimiz için yegâne kaynak Çin tarihleridir. Yani kendi tarihimiz hakkında bilginin büyük bir kısmını Çinlilerin kaleminden öğreniyoruz ve anlıyoruz ki milâttan öncesi 115 yılında Fergana’ya gelen Çin askeri politikacısı San-Kiyon Türkistan’da gördüğü asker çalgılarını Çin’e sokuyor. Tatar borusu, diğer bir üfleme çalgısı, bir başka düdüklü ağız sazı. Tabii ayrıca bu âletlerle beraber eski melodi de taşınmıştır. 

Bugün dahi Türkistan’da bu sazlar ve o eski çağlarda çalınan ziller görülmektedir. Yine o eski, boru şeklindeki çalgılara diğer Türk boyları arasında bugün de rastlanır. Halen sağlam bir Çin asker muzıkası varsa bunun menşei bize aittir. Nitekim M. Courant, “Encyclopedie de la musique” adlı eserinin 200. yaprağında şöyle der: “Umumî olarak asker muzıkasının tarihteki menşei herhalde milâttan bir asır önce Türklerde gördüğümüz bu çalgı takımıdır.” 

İlk Asya Türklerinin icadı olan bu çeşitli boru çalgılarının bütün Asya’ya yayılışı bir hakikattir. Meselâ Hind Brahmanları için en kutsi saz, borulardır. Cenup Hindistan’daki “Burugu” da budur. Asker çalgılarının adlarının Farsça oluşu, Farisi dilinin sirayetindendir, yoksa bizzat Acem tarihleri Türklerden aldıkları sazlardan bahsederler. Eski bir Acem tarihi “Nay-i Türkî”den sözeder.

Orta Asya’da Avrupa’da kullanılan kornoların menşei de bu borulardır. Zil, davul, zurna ve zurnaya benzeyen, çıkardığı sesler bakımından çeşitli isimler alan çalgıların menşei Türkistan’dır ve bu ilk asker çalgıları zamanla dünyanın dört bir tarafına dağılmıştır. Fétis, “Müzik Tarihi” adlı II. cilt ve 306. sayfasında zillerin aslında bir çekiç işçiliği mahsulü olduğunu kabul ediyor ve onun mazisinin de bize ait olduğunu Asya Türklerine dayandığını kesin olarak ispat ediyor.

Şimdi teker teker eski Türklere ait olduğu ispat edilen çalgıların kompozisyonundan elbette bir asker muzıkası bir cenk havası yaratılmış olmalıdır. Nitekim bugünkü Türkistan halkı, ilk asker muzıkasının mehter ananesinin aslını vatanlarına bağlarlar. O zamandan bu zamana gelen bütün eski tarihler rivayetlere de müstenit olsa da bunu teyit ediyorlar ve hepsi Türkistan’da sultanların vezirlerin “Nöbet” çaldırdıklarını söylüyorlar. Selçuklular zamanında ise asker çalgılarının heyeti mecmuası olan “Nevbet”in çalmadığı malum olmuş dokümanter bir keyfiyettir. Hatta mehterbaşıya da “Nevbetî” derlerdi.

İşte sevgili okuyucularım, Orta Asya’dan Selçuklulara kadar dayanan asker muzıkalarının küçük bir panoraması. Cenk musikimiz üzerinde durabilmek için bu bilgileri ihtiyaç vardır. Yarın ve diğer günler yine devam edeceğiz. 


Şardağ, R. (1953, Mayıs 27). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Fethin Yıldönümünde Cenk musikimiz. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın