Müzik, Allah vergisi olduğu kadar da ırsî bir haslet olduğu birçok delillere dayanarak iddia edilebilir. Büyük müzisyenlerin aileleri iyice tetkik edilirse, güzel sanatların bir şubesinde çok ileri gitmiş bir ailenin çocuklarının birisinde mutlak bir üstün kabiliyet meydana çıkıp deve adımı ile hamleler yapmıştır. İşte size bir misal daha:
Eski devrin en meşhur kanun üstatlarından Şemsi Efendi, kanun çalmakta pek büyük bir kabiliyet göstermiş ve yaşadığı zamanın en şöhretli kanun üstadı olmuştu. Büyük müzikolog Rauf Yekta Bey merhum, kırk sene evvel, İkdam Gazetesi’nde: “İnce saz takımlarımız” başlıklı yazısında Şemsi Efendi merhum için şöyle yazmaktadır:
“Geçen Pazar günü akşamı Kemânî Memdûh Efendi‘nin terennüm-saz olduğu (konser verdiği) Şehzadebaşı’ndaki Fevziye Kıraathanesi’ne gittik. İçeri girdiğimiz zaman daha fasıl başlamamıştı. Kanunî Şemsi Efendi, o kılı kırk yaran üstad-ı müdekkik (dikkatli üstat) mevki-i mahsusunda sazının ahengi ile uğraşıyordu.” Üstat Rauf Yekta Bey diğer saz çalanlardan bahsettikten sonra tekrar Şemsi Efendi‘den söz açarak: “Ya Kanunî Şemsi Efendi‘yi nasıl methedeyim, piyasada bir çok kanun çalanlara tesadüf ediyoruz, lâkin Şemsi Efendi kadar sazını güzel âhenk eden bir kanunî görmediğimizi itirafa mecburuz. Koca üstat o kadar mütahassıs bir kulağa maliktir ki, Avrupalıların kulakla tarif kabil olamayıcağından bahsettikleri bir (koma) miktarı sesleri bile kolaylıkla idrak edebilir. Zannolunmasın ki bu sanatkârın mahareti yalnız sazını hakkı ile ahenk etmekten ibarettir, ya o parmaklardaki kuvvet ve sür’at, kanundan çıkardığı sağlam ve pürüzsüz ses, Şemsi Efendi‘nin taksimleri ve şed yollarındaki mahareti de nazırı dikkati celbeder.”
İşte şimdi sizlere tanıtmakla büyük bahtiyarlık duyduğum Mübeccel Işınbark böyle bir dedenin torunudur. Kadim dostum olan pederinin arzusu üzerine bundan dört sene evvel kıymetli kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun‘un üstad eline Mübeccel‘i teslim ederken kemençe gibi vahşi ve çalması gayet zor bir sazı üç sene içinde radyoda çalacak kadar muvaffak olacağını hiç tahmin etmemiştim. Kemal Niyazi Seyhun‘a sık sık Mübeccel‘i sorar ve aldığım çok mükemmel cevaplardan sevinirdim. Geçen sene kemençe gibi bir zor saza hakim olduğunu (çok titiz bir hoca olduğunu bildiğim) Kemal Niyazi Bey‘den öğrendiğim zaman dünyalar benim olmuştu. Daha yirmi yaşına bile basmayan Mübeccel şimdi Nuri Halil Poyraz idaresinde radyo kadınlar fasıl heyetinin kemençecidir. Kısa zamanda eriştiği bu büyük muvaffakiyetin saadeti içinde mest olan Mübeccel‘den, hocası Sayın Seyhun bahtiyardır. Diğer bir talebesi olan Cüneyt Orhon‘un İzmir Radyosu Müzik Şefliği’ne tayininin verdiği vicdan huzuruna, şimdi bir ikincisini daha kattı: Biri otuzuna, diğeri yirmisine varmayan bu iki güzide genç muhterem hocaların ekolünü senelerce yaşatacaklar ve yaşayacaklardır.
Merhum Şemsi Efendi‘nin iki oğlu ve altı torunu içinde üstadın sanat ruhu Mübeccel‘de tecelli etti. Ben sanatın ırsiyetiyle alâkalı olduğuna inananlardanım; bilmem sayın okuyucularım bu fikirde mi?
Şardağ, R. (1953, Mayıs 30). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Kanuni Şemsi Efendi ve torunu Mübeccel. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

