Hanende Osep Efendi

Bugün olduğu gibi, asırlar boyunca Türk topraklarında yaşayan İslâmlarla ekalliyetler birbiriyle candan dost ve bu toprağın havasını teneffüs eden kimse de musikisi ile resmi ile zevki ile bu toprağa bağlı idi. Bu güzel duyguların neticesi olarak musikimize, III. Selim‘in hocası meşhur Tanburî İzak Efendi‘den tutunuz da her gün omuz omuza çalıştığımız Yorgo Bacanas‘a kadar nice Tatyos‘lar, Vasil‘ler unutulmaz hizmetler etmişler ve pek kıymetli eserler vücuda getirmişlerdir. Bilhassa Ermeni vatandaşlarımız arasında ana yurdu bırakarak başka memleketlere gidenler içinde musikimize olan alâka o kadar derin ki dün dinlediğim bir vak’a bizi heyecan içinde bıraktı. 

Saat 1945’te, İstanbul Radyosu’nda Muzaffer Birtan‘a refakat edeceğiz; provamızı yaptık emisyona on dakika var koridorda sigara içiyoruz. Birtan’ın programında bir Hicazkâr şarkı var. Lâf nasıl açıldı bilmem. Bu şarkıyı hanende Osep çok güzel okurdu diye söyledim. Akşam hüznü içinde Sadi Işılay‘ın gözleri yaşardı ve “Sen!” dedi, “Bir insanın gözünden yaş fışkırdığını gördün mü?” Başladı anlatmaya…

– Hanende Osep ile vaktiyle beraber çalışırdık. O sonradan Paris’e gitti. Bir müddet mektuplaştık. Sonra bu mektuplaşma kesildi. Aradan uzun sene geçti. Ben Paris’e gittim ve Osep’i aradım. Paris’in yakınlarında bir köyde oturuyor ve bisküvi fabrikasında çalışıyormuş, kendisini aradım buldum. Vakit akşam üstü idi. Osep yaşlanmış ve gözleri bozulmuş. Yanıma sokuldu ve yüzüme baktı, beni tanıyınca göz bebeklerinden yaşların fışkırdığını gördüm. Sabaha kadar bana vatanımızı sordu. İstanbul’un her havadisi ile alâkadar oluyor, mütemadiyen soruyordu. Dar bütçesine rağmen koştu gitti yiyecek ve içecek alarak geldi. Sabaha kadar konuştuk. Ona yeni şarkıları okudum, hepsi ile alâkadar oldu. Sabaha karşı büsbütün coşmuştu. Çok güzel okuduğu, Hacı Arif Bey‘in Sûzinâk makamında, “Pâ-bûsuna ermek için ey güzel yâr” güfteli şarkıya başladı. Coştu okudu okudu. İstanbul’da iken meşhur Rıdvan Paşa‘nın musiki meclislerinde bulunur ve Paşa’nın iltifat ve ikramlarını görürdü. Paşa’nın ailesini sordu ve hepsinin eteklerini öptüğünü söyledi ve ayrıldık. Ondan sonra görmedim bir daha…”

Bu hikâye hepimizi heyecanlandırmıştı. Muzaffer‘de, esen bu his havasının tesiri ile olacak çok mükemmel okudu… Osep Efendi sağ ise mutlak bizim heyecanımızı hissetmiştir. Gönülden gönüle olan yol Paris’e de uzanır elbette…


Şardağ, R. (1953, Mayıs 31). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Hanende Osep Efendi. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın