Gerden mi, gerdan mı? – Okusun da “Gerdan” desin – Kasabalı’yı överim
Bu akşam radyomuzun fasıl musikisi seansında Isfahan ve Yegâh makamlarından seçme şarkılar dinleyeceksiniz. Hususiyle müteveffa Bimen Şen‘in pek üstadane olarak bestelediği Ağır Aksak ikaındaki şarkısı faslı açış bakımından yerinde intihap edilmiştir. Emektar Kasabalı‘nın o şişkin çantasından ve hususi repertuarından zaman zaman çıkardığı ve çocuklara geçtiği bu çeşit şarkılar dolayısıyla kendisini överim. Pek nazlı ve tatlı bir melodik seyir takip eden eserin güzel olan güftesi şudur:
“Ben feda etmek dilerken dost için hep canımı
Bivefa görmekle dilhunum bütün yaranımı
Kimse ta’yip etmesin şekva-yı bî-payanımı
Bivefa görmekle dilhunum bütün yaranımı”
Ben dostların için daima canımı feda etmeye hazır iken bütün yaranı, ahbapları vefasızlık içinde görüyor, kan ağlıyorum. Bu ölçüye sığmaz şikâyetlerimi kimseler ayıplamasın. Yine bugünkü fasılda Isfahan’dan “Gerdan” şarkısı var. Zeki Duygulu‘nun bestelediği meşhur şarkısı deyişim şuradan geliyor. Ben Mualla Mukadder‘un bu şarkının ikinci mısraında geçen “Gerden-i billur” terkibini “Gerdan-ı billur” diye hem plâğa hem de radyoda okuduğunu tenkit etmiştim. Ankara Radyosu’nun bütün solistleri hatalarını düzelttiği halde değerli sanatkâr ve günümüzün yıldızlarından bayan Atakan hatada bir defa daha ısrar etti. Yine yazdım. Bu sefer çok güzel okuduğu bu şarkıyı okumaktan vazgeçti. Şimdi birçoklarının bu şarkıdan ve onun güzel sesinden mahrum kaldığını görünce insan “Aman oku da gerdan diye oku; razıyız” diyeceği geliyor. Zira o bu şarkıyı o kadar harika okuyor ki Mualla Mukadder‘in gerdanı yok mu onu isterim diye bir gazinoda konuşulduğunu duyanlar var. Güftesini yazıyorum:
“Ferdayı unutmam seni sinemde uyutsam
Gönlüm şen olur gerden-i bulluruna yatsam
Ruhumda seni şad olarak gördüğüm akşam
Gönlüm şen olur gerden-i billuruna yatsam”
Radyomuz faslın bu akşam 18.00’dan 19.00’a kadar devam edecek olan seansında Yegâh şarkılar da var. Bunlar içinde bilhassa Büyük Rifat Bey‘e ait olup Devr-i Hindi usûlünde bestelenmiş olan bir şarkı ölmez eserlerimiz arasındadır. Güftesi:
“Şadol gönül ki artık erdin dem-i visale
Gam mihverini şaşırdı gitti figan ü nâle
Fasl-ı bahar erişti geldi zaman-ı lâle
Mutrip terennüm eyle saki getir piyale”
Meyanında Evcârâ makamını açan Curcuna usûlündeki sözlerini nağmeleriyle beraber dinledikten sonra göreceğiz ki alaturkada neşe yok diyen cehl-i mürekkeplere rağmen bu eserde emsali gibi bir şetaret şarkısıdır. Sözlerinin manasını yazalım:
“Gül sevin ey gönlüm! Artık kavuşma zamanı geldi. Bizi pek fazla bellemiş olan gam, yolunu, mihverini şaşırdı. Figan ve inlemeler terketti bizi. İşte bahar mevsimi de erişti. Lâle zamanı da geldi. Ey meclisimizin şevk dağıtıcı müzisyeni oku, çal! Ve ey aşk içkisini dağıtan! Durma içki sun.”
Şardağ, R. (1953, Haziran 2). Mualla Mukadder’in gerdanı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

