İstanbul’u her gün fethedemez miyiz? 500 sene sonra yerinde bir alâka ile fetih gününü andığımız bu sevimli şehrimiz vesile oldu da radyolarımızda musikî bakımından çeşit çeşit repertuarlarla karşılaştık.
Bir defa mehter müziği, cenkçi bir milletin çocukları olduğumuz, kahramanlığı cihânı tutmuş bir milletten geldiğimiz için hepimizin ruhlarına şevk iksirini boşalttı.
Meselâ ayda bir defa olsun bu müziği dinleyemez miyiz? Zurnalarla, nakkarelerle icra edilen bu canlı müzik halk ve aydın Türk çocuklarını bir arada mest edecek bir millî tılsıma maliktir.
Yine radyolarımızda ney diye dinlediğimiz daha çok nısfiye idi. Fetih münasebetiyle nay ve mansur dediğimiz davudî derin ve bas sesli ney meydana çıktı.
İstanbul Radyosu’nda, Süleyman Erguner, sadasında Allah’a hitabı, şehameti ve büyük meydan savaşlarına davet hissini toplamış olan Mansur ile «Buyurun 15. asra der gibi» bizi fetih günlerine ulaştırdı.
Yine fethin kutlanışı cilvelerinden olarak 14. yüzyılın büyük musiki üstadı Farabî ve Meragalı’ya ait eserleri dinledik.
Hele Merağî’nin Rast’ın bir ton ağırlığındaki makamı içinde yarattığı o kıvrak, popüler, şakrak ve ruhnûvaz eser, o sanatlı, harika nakış takdir ve tahsin hissi altında bizi ezdi.
İstanbul Radyosu fetih yıl dönümü sebebiyle bir şeyi daha ispat etti.
İstanbul Konservatuvarı, icra heyeti, radyonun sayılı sanatkârları, üniversite korosu Mesud Cemil dostumun himmetiyle bir araya gelmiş ve eski Grek koroları gibi muhteşem bir kompozisyon teşkil etmişlerdi.
Hiç olmazsa bundan böyle de üç ayda bir olsun bu gibi heybetli topluluklarla karşılaşamaz mıyız?..
Fethin 500. yılı vesilesiyle Ankara, İstanbul Radyolarında yepyeni bir İstanbul şarkıları repertuarıyla karşılaştık.
Ne güzel, ne güzeldi! İnsanın gayr-ı ihtiyarî sorası geliyor:
«Şu fetih yıldönümünü iki ayda bir defa olsun tazeleyemez miyiz?»
Şardağ, R. (1953, Haziran 3). İstanbul’u sık sık fethetsek ne güzeldir ne güzel. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
zete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

