Kifaf-ı nefse yetmez bir tahsisat – Çocukların hareketini ayıplıyorum – Bir defa özür dilemişlerdir
Basın Yayın Umum Müdürlüğüne, İzmir Radyosu Belediye tarafından devr edileceği zaman bana Radyomuzdan bir hoca geldi ve sordu:
— Siz bizi bıraktınız, artık para veremiyorsunuz. Basın Yayından da taahhüd ettikleri halde kimse gelmiyor, ne yapalım?
“Dayanın” diye cevap vermiştim. Onlar dayandılar, Ankara’dan tam bir ay kimse gelmedi. Nihayet gazetelerimizin yazdığı yazılar da dikkati çekti ve uyandırdı. Ankara’dan heyet geldi ve Radyomuz her gün biraz daha inkişaf ederek gördüğümüz bugünkü güzel neticeye ulaştı.
Fakat bu sefer yeni bir ızdırapla karşılaştık. Radyomuzun müzik işleri için Basın Yayın umum Müdürlüğü’nün ayırdığı tahsisat, (50.000) liradır. İzmir Belediyesi (50.000) lirayı bütçesine koyarken bile, az olduğunu görmüş, çeşitli yollarla münakale cihetine gitmiş, yine de sanatkârları maddeten tatmin edememişti. Devlete geçen bu kurumun gördüğü alâka ne ifade etmeli? Radyomuzdaki 66 solistlerden ayda 50 liradan fazla alamamaktadır. Radyo disiplini icabı, haklı olarak derslere tabi tutulan bu sanatkârlar, dışarıdan geçimlerini temin imkânından da mahrum kalınca hele bir kısmının ev baktığı, veremli bir aileye reislik ettiği, pek çoğunun çoluk çocuk sahibi de oldukları düşünülürse ne yapacaklardır?
Şüphe yok ki geçenlerde yaptıkları gibi boykot yoluna başvurmaları acı ve sakat bir harekettir.
Matbuatımızın bu noktada ittifakı, yerinde olmuştur. Fakat bu vesile ile bazı gazetelere aksettirilen haberler arasında onların, “radyonun zayıf sesleri” diye tanıtılma gayreti de en az bu çocukların yaptığı hareket kadar ayıp ve çirkindir. Kötü niyetin değilse bile cehilin bu derece manâsızlaştığı görülmemiştir. Zira İzmir Radyosu’ndan onlar ayrıldıktan sonra, iki kişi hariç solist kalmamıştır. Radyo acemi oğlanları yetiştiren bir müessese olmadığı için, keza bu para ile İstanbul ve Ankara’nın ikinci sınıf gazino okuyucularından gayri hiç bir sanatkâr da avlanamayacağı için Radyomuzun plâğa dayanacağı hususu söz götürmez. Şüphe yok ki bugünkü neticeden elindeki bütün imkânları kullanmaya çalışan müdür mesul değildir.
Ege’yi en az (10) güzide solisten mahrum bırakan bu hadisenin ilk âmili, İzmir Radyosu’nu içerisinde açlık idmanı yapılan Isparta Talimhanesi gibi mütalaâ eden Umum Müdürlük’tür. Solistlerimizin, haksız olarak müdürün şahsına tevcih ettikleri tarizlerden pişmanlık duyarak yaptıkları son jest, nedamet hissi içinde müdürleri için gazetelere verdikleri demeç bizce kâfi görülmeli, sarsıldığı söylenen Radyo idaresinin prestiji tekrar onore edildiği için Basın Yayın bir an önce “al” kararını vermelidir.
Bu karar verilsin veya menfi olarak verilsin -bunun üzerinde sonradan durmak mümkündür- İzmir Radyosu’na ayrı gözle bakan bu tavır devam ettikçe, şu bütçe ile, 6,5 lira solist çalıştırma gülünçlüğü giderilmedikçe boykota benzer yeni bir ayrılık görülmese bile mükedder ve her zaman mahzun bir sanatkar veya stajyer gurubu ile karşılaşacağız demektir.
Umum müdürlük makamını işgal eden değerli arkadaşımın, çok sevdiğine emin olduğum İzmir şehrinin radyosu için mali bakımdan acil tedbirlere başvurmasını reca ediyor ve radyomuzu terkeden solistlerimizin bir daha bu yanlış ve manâsız yollara, teşvik ile veya kendi razılarıyla olsun saplanmamalarını candan tavsiye ediyorum.
Şardağ, R. (1953, Haziran 9). Radyo mu? Açlık talimhanesi mi?. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

