Garp’ta bizi ele alan eserler

Haber orijinal değil – Öc mü alacaklardı? – Hakaretten korktular – Aceze eserleri

Avrupa musikisinde, bilhassa Beethoven’in senfonilerinde “Türk temasına, bizim nağmelerimize rastlanmıştır” diye gazetelerde bir haber gördük. Bu haber yeni olmakla beraber orijinal değildir. Çünkü Mozart‘ta, Chopin‘de Türk melodilerinin var olduğunu bütün dünya bilir. Bizimle garp musikisini alâkadar eden cihet de, Türk mevzuunun, yani bizim hayatımızla ilgili mevzuların işlemesidir. 

18. asrın başı ile 19. asrın başlarına kadar devam eden müddet içinde Avrupalılar, Osmanlı Türklerinden yedikleri darbelerin acısını daha doğrusu öcünü almak için musikilerinde, hislerini tezahür ettirmek fırsatını bulmuşlardır. Eserlere korku ve sempati sokamadıkları zaman alay etmek yoluna sapmışlardır. Onlar, Türkler aleyhindeki hissiyatın bu türlü tecellisinde ilhamı 17. asırdan aldılar. Çok zaman Türk’ü bir garabet mevzuu olarak mütalâ eden bu eserler, mağlubiyetlerin baskısı altında işi hakarete vardıramamışlardır. 

Meselâ Sultan Bayezit’le alâkalı bir macera yüz sene içinde dokuz defa ayrı kimseler tarafından bestelenmiştir. F. Gagarin, Jömelli gibi hepsi İtalyan olan bu sanatkârlardan başka Timürlenk’le alâkalı bir macera da işlenmiştir. 18. ve 19. asırda 15 kişi tarafından bu mevzu 15 defa bestelenmiştir. 

Bu İtalyan müzisyenlerinden ayrı olarak François Leon “Il Turco finto” (Düzenbaz Türk) adlı bir opera bestelemiştir. Napoli’de oynanan bu operadan başka Seydelmann, “İtalya’da bir Türk” adlı bir Alman operası bestelemiş, bu da Dresden ‘de oynanmıştır. Meşhur Rossini 23 yaşındayken “Turco in İtalia” adlı eserini (onüçüncü operasıdır) bestelemiştir. Bütün bu eserlerde seyircileri güldürmek, Türk’ün pek tuhaf ve garip bir mahlûk olduğu hissini uyandırmak cihetine gidildiği bir vakıadır. Halkın sivrilmişler, “Précieuse” zümresi bu eserlerle alâkalandı. Hususiyle Rossini‘nin eseri Skala’da, Paris’te İtalyan mahallesinde birkaç defa oynanmıştır. Rossini‘nin bu eseri gülünç bir opera olması hasebiyle meşhur “Cezayir’de bir İtalyan” eseri kadar şöhret yapmıştı. Bütün bu eserlerde direkt olarak hakaret edilmiyor idiyse bile bizi cahil ve komik hallerde göstermek gayretinden vazgeçilmiyordu. Bereket ki bu operaların Rossini hariç, bütün kompozitörleri arka plânda gelen kimselerdi. 

Gerçi Mozart‘ta, Haendel de, operalarında Türk’ü ele aldılar. Fakat o eserler asla küçümseyen alaylı şeyler değildir. Ötekileri, yani o aceze takımının eserleri daha yazılıp bestelendikleri devirdi sönüp gitmişlerdir. Bu eserlerden hiç birinde bize has melodiler hayatımızın renkleri mevcut değildir. Fakat Mozart‘ın “Saraydan kız kaçırma” adlı operası, her bakımdan başarılıdır. Bir defa eserde motifler şarktan, bizdendir. Milli renklerimiz hakimdir. Gayet hoş bir müziği vardır. Dekorlarının bile fantastik bir şark zevki dikkate alınarak hazırlandığı görülmüştür. 


Şardağ, R. (1953, Haziran 11). Garpta bizi ele alan eserler. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.  


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın