Hafif ve zarif – Ruhuna zıt giden besteci – Tabutu konuşturan besteci
Ankara Radyosu’nun bugünkü batı müziği programlarında plâk neşriyatından olmakla beraber, hafif dozda, çeşnili ve zarif iki eser dinleyeceksiniz.
17.30’da Mendelssohn’un 1. senfonisini, üslûp denen şeyin parlaklığına bir delil sayacağınız muhakkak.
1809’da Hamburg’da doğup 38 yaşında ölen bu zatın Alman musikisindeki mevkii orijinaldir. Ruh bakımından romantik bir mizaç taşıyan Mendelssohn, bu mizacı dışında bir alâka ile klâsiklere sarıldı. Hemen bütün Alman klâsiklerini temelinden tetkik etti, tanıdı, okudu ve meşketti.
Ayrıca Almanya’da devrini tamamlamışa benzeyen klâsizmi yeniden yaşatmaya koyuldu. Yanıbaşında brik ve gamnâk eserleriyle sanat temperamanına en yakın olarak duran Schubert’i bile klâsik olmadığı için soğuk bir alâkasızlıkla karşıladı.
Ama ne oldu? Yazdığı ve bestelediği bütün sahne eserlerine, oratoryolarına ve liedlere rağmen klâsik okulu ihyaya muvaffak olamadı.
Fakat Mendelssohn’da rastladığımız müzik tekniği aksaklıklarına rağmen mevcut olan ölmez hususiyet, üslûbudur. Bu üslûp, şebnemlerle ıslanmış baygın gecelerin ay altındaki parlak ve içli aydınlığı gibi ruhu teşhir edicidir.
İşte bugün dinleyeceğiniz 1. senfoni’de bu hususiyetin tadına varabileceksiniz.
Yine bugün 20 seansında Ankara Radyosu’ndan (Dvorak) Dvorjak’ın tabiattan uvertürlerini dinleyeceksiniz. Senfoniye girizgâh demek olan uvertür, batı musikisinde kısalığı ve özlüğü içinde taşıdığı renkliliklerle ayrı bir sevimliliğe sahiptir. Hele Dvorjak’ın uvertürleri, kırları, uçsuz vadileri, dere, yayla ve dumanlı dağlarıyla bütün bir tabiatı dile getirecek mahiyettedir.
19. asrın ilk yarısıyla 20. asrın başlarına kadar yaşamış bulunan Antonin Dvorjak, Smetana ile birlikte Çek millî musikisini kuranların başındadır. Smetana’nın “Satılmış Nişanlı” gibi bir sahne eseriyle Çek operasını yaratması yanında, o da, millî Çek senfonilerini ve oda müziğini yaratmıştır.
Hemen bütün senfonilerinde -hattâ an’anelerine riayet etmeden kompoze ettiği opera ve opera komiklerinde- Çek ve Slav renklerine, mahallî melodilere ve modülasyonlara ehemmiyetli bir yer ayırmıştır.
Sevgili okuyucularım, bugün Mendelssohn’la klâsik devrin ötesinde bile klâsik kalmış bir yaman üslûbu tanıyacak, Dvorjak’la mahallî, sıcak ve samimî renklerden mürekkep bir kompozisyon’u dinlemiş olacaksınız.
Şardağ, R. (1953, Haziran 12). Mendelssohn ve Lvorjak. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

