Aşksız ve ızdırapsız bir eser
“Gel kaşkariko etme bana andalavizo”…
Efendim, bu Pazar da radyo sütununda lâtife edelim dedik. Malûmunuzdur ki, “Türk musikisi hep ızdıraptan bahseder.” diye tenkide yeltenenler var. Diyelim ki hep ızdıraptır! “İlle neş’e olsun diye” bir kaide mi vardır?
Bizim Vardakosta Ahmet Ağa‘nın Muhayyer Sünbüle makamından bestelediği ve Devr-i Revân ikaındaki:
“Ey nihal-i işve bir nevres fidanımsın benim
Gördüğüm günden beri hatır-nişanımsın benim
Pes ne hacet kim, diyem ruh-i revanımsın benim
Gizlesem de âşikâr etsem de canımsın benim“
şarkısı canlı, kıvrak ve lezizdir. Baştan başa haz, neşe ve cuşiştir. Hele azı meşhur cühelâmızın halk türkülerine mal ettiği “Kâtibim İstanbul Şarkısı”, İstanbul’un Enderun kâtibi için bestelenmiş şuh ve şakrak bir alaturka örneğidir.
Dede’nin hayran olduğu cariyeler için bestelediği şakrak şarkılar hâlâ dillerde geziyor. “Tab’î Mustafa Efendi‘nin, “Gül yüzlülerin şevkine gel” şarkısı da öyle ızdırapsız aşkın tadını çıkaramayan ve bir türlü aşksız bir güfte besteleyemeyen Eyüp Sultan Mevlevî Şeyhi Hüseyin Efendi dostum Tahir Bey’den dinlediğime göre, bir gün (Bundan 50 sene önce) “Yahu” demiş, “Ne yapsam aşksız, ızdırapsız bir söz bulamıyor, besteleyemiyorum. Bazen bir tek kelime mevzua giriyor, taşıdığı melodi ile yine aşka, ızdıraba dalıyor”. Nihayet biraz da aşk ve ızdıraptan uzak kalmış bir söz ve beste yapayım diyen Hüseyin Efendi, Eviç makamından Curcuna usûlü ile bir eser besteliyor:
İste sözlerini yazıyorum:
“Gel kaşkariko etme bana andalavizo
Bahçeye şebek girdi yine dangaladingo
Maymuna haber eyle de Avram’ı gözetsin
Sekize safa dokuza cefa on’da bir iş var“
Bir şey değil bundan böyle ızdırapsız aşksız şarkılardan bahseden çıkarsa ona “Dangaladingo demekten” başka çare bulamayacağız.
Şardağ, R. (1953, Haziran 21). Dangaladingo Kaşgarika. Ege Ekspres Gazetesi, s. 6.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

