Nerdesin Nigâhım

Hani bu sıcakta boynumu çevirmek için bir vinç lâzım ama, arkadaşın yeni bir ikazıyla sağ tarafıma dönüyorum. Gazinonun sol camekânını kendine siper alan iki genç hanımın, bakışlarımıza giyinişleri, kulaklarımıza konuşmaları takılıyor. En çok da beyazlı ile alâkalandık. Gerçi bu kızın lâcivert bir etekliği, mor’a çalan gözleri, kestane saçları, kızıl dudakları var. Fakat bütün bunlar fon olarak kalıyor. Bir seher vakti beyazlığı o ince bütün sihrini yaymış. Beyaz bluzundan sarkan daha beyaz kollarının hülyası içindeyiz. Hilkatin kusursuz yarattığı şu güzelliğe karşı takdirlerini helâl etmeyecek kim vardır? Arada bir bu kar altında uyumuş kollar kalkıyor. Ama bilmem, kollar mı kalkıyor? Bir kuğu uçmak için sağ kanadını mı aralıyor? Hokkanın daha büyüğü, etlinin daha dolgunu o kırmızı ağır ruju içmiş de haberi yok. Hele tülden göğsün altından hür ve mesnetsiz kalmış iki kabarık gölgenin salınışlarındaki eda… Zekâ ile şirinleşmiş halka halka gözler!

Tam bu sırada günün kompozisyonu da teşekkül etmişti. İşte bu an kulaklarımdan ruhuma doğru lâhza da giren bir plâk sesi ile biraz daha bulunduğum yerden derine kayıverdim:

«Kamer çehre, peri rû tende canım»

Hacı Arif Bey’den haber gelmişti. O âna kadar bedenimde duyduğum haz’ın ruhuma doğru dal dal yayıldığını farkettim. Bu kız belki benim “tende canım” değildi ama, olamazdı da ama çehresi kamerdî ya! Yüzü, hele şu melodik kâinat içinde peri yüzüydü ya! Gözüm, gurubun tutuşturduğu çamların ardında, kulaklarım ruhlarımızın mimarı Hacı Arif Bey’de idi. Bir aralık yanımda beyaz martının ağzından «Aman ne soğuk Yarabbi; ne soğuk şarkı! Hiç sevmiyorum alaturkayı!» sözleri saçılmaz mı?

Ne o? Güneşte, müzikte değişen bir şey de yok ama, içimde âni bir eziklik belirdi. Az önce bir gafletle heykelleştirdiğim güzellin yolunmuş tavuk gibi sırıtan soyuk kollarını, elemle yeniden seyrettim. Mor gözlerdeki o kış bürudetini neden fark edememişim. «Hıh!, hiç mi beyaz bluz, dar etek, beyaz ten; Allah’ım hiç mi kadın görmedin?»

«Nigârım, dilberim, ruh-i revânım»

— Hayır, buradan kalkmalı, Hacı Arif Bey‘in dilberini ve Nigârını duymaya kadar dünyayı dolaşmalı!


Şardağ, R. (1953, Haziran 23). Günübirlik/Nerdesin nigâhım. Ege Ekspres, s. 2.      


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın