Karaca’nın Sanatı

Onu bundan on sene evvel sey­rettiğim zaman alkışlamış, içinde çalıştığı grubu terkedip müstakil bir sanat kompozisyonuna can verdiği gün ise takdir kaynağından gelme şaşkınlıkla duralamıştım. Durala­mıştım; çünkü o, kendi kurduğu grup içinde bütünün ahengine ulaştığı gibi, Muammer Karaca’yı, değil o günkü sahneye, girdiği şehre hâkim kılıyordu. Bir grup içinde, her sanatkârın bir kuvvetli tarafı olmasına mukabil bütün trükleri (numara) nasıl oluyor da bu yaman sahne kurdu kendi nefsinde toplayabiliyordu. Derhal dudaklarınıza şu cevap gelebilir: Espri kuvveti ile elbette. Fakat “Patlıcan dolmasını severim”den farkı olmayan bu bayat ve ekşimiş sözle de onun hem bir şehri kendine, hem de sahnesine bağlayan sanatını izah edemezsiniz. Naşit’te espri yok muydu? Dümbüllü’de yok mudur? Gel gelelim, biri merhum, biri mevcut olan bu değerli komiklerimiz bütün esprilerini icad kuvvetinden çok, an’aneden almaktadırlar. Hattâ o kadar ki Dümbüllü’nün, ânında bir espri icat et­mesi bizce soğuk bile kaçar. Daha onlar sahneye çıkmadan, ne diyeceklerini bilen halk, bu halk komikleri­nin eski ustalarından devralıp tekrarladıkları menkul esprileri alkışlarlar.

Karaca’dan beklenen, aktüalitenin hiciv kokan, fakat hücumdan uzak; uyaran, tenbih eden, fakat hu­sumetten uzak esprilerdir. Bir de bu esprileri sevdir­mek yok mu? İşte işin can alıcı bir noktası daha. Nice espri yapanların, insanı kış günü buzdolabına so­karken onun, okumuşla okumamışı birleştiren tavrının sıcak ve sempatik olması da muvaffakiyetine ayrı bir delil oldu.

Geçen gün Muammer’i, geçmiş yıllarda halk sev­gisi ile sarhoş olarak yaptığı, doğrusu biraz da banal kaçan esprilerinden kurtulmuş görünce sevindim.

Ne bu sene getirdiği enfes dekor, ne belden aşa­ğıya düşen espriler değil, onu Muammer eden, bu mektep gibi yetiştirici, yanlışlara, hatalara işaret edici olan yerli ve içtimai zekâsıdır. Birkaç gündür İzmirliler, pürüzlerden kurtulmuş olan bu sanatı, içten alkışlı­yorlar.


Şardağ, R. (1953, Haziran 28). Günübirlik/Karaca’nın sanatı. Ege Ekspres, s. 2.  


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın