Radyomuz spikerleri ne haldeler? Güftelerimiz nasıl okunmaktadır? Öyle sanıyorum ki, bu konuya bir nebze olsun temas etmenin sırası gelmiştir.
Malûmdur ki güfte ile beraber, spikerlerin ağzında, Türkçemiz, tek kelime ile perişandır. Ama denebilir ki, “A beyim, sen de dahil olmak üzere, dilimiz nerede ve kimin ağzında perişan değildir ki?…” Bu hüküm gerçekten doğrudur. Konuşmak ve Türkçemizi telâffuz etmek bir ilimdir. Dilimiz de her milletin dili gibi kendine mahsus aksanları, müddeti, ritimi, şiddeti ve entonasyonu olan bir dildir. Hangi kelimenin hangi hecesine neden, ne sebeple kuvvetli veya yavaş basarız? Bu hususta yegâne ihtisas sahibi olan profesör Ragıp Hulûsi Özden öldükten sonra, bir kişinin rakipsiz ihtisasına kaldı fonetik.
Eski Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu da siyasi hayata kendini verince bu sahanın mütehassısı kalmadı demektir. Fakat sezgimizde mi, zevkimizde mi yok?
Bizim radyoda benim zamanımda üç spiker vardı. Sevim adındaki kızımızın sesi öyle sanıyorum ki Türkiye’deki bütün kadın spikerlerimizin fevkindeydi. Şinasi Revi meşrebinden nefret etmeme rağmen sesindeki tonalite ve armoni sebebiyle tuttuğum iyi bir spikerdi. Cihat Tuncay’ın ilk zamanlar pek çiğ çıkan sesi sarfettiği derin dikkat sayesinde tatmin edici bir olgunluğa sahip olmakla beraber gözüm kadar sevdiğim, radyodaki vazifesine dün olduğu kadar bugün de dedikodudan uzak, vazifesever bir alâka ile bağlanan Cihat’ın burnundan gelen nazal sesini giderme çarelerine baş vurmasını hâlâ lüzumlu görüyorum.
Suna’ya gelince: İnceliği, ittihat duygusu nezaket ve çalışkanlığı insanda haklı olarak derin bir itimat uyandıran bu genç kadının sesinde mevcut olan hışırtıyı ne yazık ki gidermek mümkün olamıyor. Bir kız lisesinde müdür diye rahatça ve güvenerek tayin edebileceğimiz Suna’nın konuşmalarına musallat olan ve yarı kısıklık, yarı hışırtı hissini veren o pot, sesinin cevherine karıştığı için kurtulmasını mümkün göremiyorum.
Radyoya benden sonra gelen iki bayan spikeri henüz ismen tanımadığım gibi haklarında da hükme ulaşmak için bir kaç ay daha beklemeyi lüzumlu görüyorum.
Gelelim güfte faciasına: Fakat bu facia memlekete ait bir dert değil mi? Devlet radyolarında en tanınmış solistlerimize bile, nota bakımından, iddialardan çok daha, zayıf oldukları için bir şarkıyı bir kaç kere prova etmeden, talihsiz icracıların validesini ağlatmadan mikrofona çıkmazlar. Fakat, gel gelelim bestedeki sözlerin mânâsı nedir? İçe sindire sindire nasıl okunur, diksiyona uygun en doğru telâffuz şekli nedir? Bu husus bir defa bile prova edilmez. Ankara Radyosu’nda bir zamanlar, değerli dostum Ruşen Kam tarafından bu dersler alâka ile verilmiş ve onun tashihinden geçmiş olan, bütün güfteler fonetik bakımından bilmem ama, Türkçe olarak doğru telâfuz ediliyorlardı. Fakat, ondan sonra, yeni şarkılar çıktı ve eski şarkı edebiyatının unutulmuş mahsulleri ortaya atıldı. Yazık ki bütün bu eserler yanlış okunuyor, bestekârların cehli ise işi ayrıca kepaze etmededir. Zeki Duygulu‘nun ayak üstü bir güftesini tashih etmeseydim adamcağız rezil olacaktı.
Gelelim İzmir’imize: İzmir Radyosu’nun müdürünü geldiği günden beri, yani iki senedir, bu mevzuda hassas bir alâka gösterir şekilde müşahede etmekteyim. Ama, edebiyat şubesinden mezun olan bu genç ve sevimli arkadaşa yaraşan, dilimiz için, kadrosuna bir hocalık koydurmak değil miydi? Heyet geldi! Hattâ nezaretçi başı olarak hazır Radyo dairesi müdürü de imtihanlarda selâhiyetsiz arz-ı endam etmişti. Ona bu durum açılamaz mı idi? Divan edebiyatına 10 senemi vermiş olmama rağmen, belki radyo binasında bir huzursuzluk yaratırım zannı ile, müdür tarafından, şahsımdan böyle bir ricada bulunulacağı sözü karşısında itirazda bulunmuştum. Fakat bu şehirde Fuat Edip Baksı adında bir edebiyat hocası vardır ki kendisinden pekalâ faydalanmak mümkündür. İzmir’imizin değerli ve uyanık radyo müdürüne hatırlatırım.
Radyomuzda doğru okunan bir tek şarkı yoktur. Ağızlar ummiyetle berbat, telâffuz berbat, diksiyon berbattır.
Bu noktayı aziz arkadaşıma hatırlatırken, ben bu sefer sözümüz dinlensin diye sakal bıraktığımı da bildirmek isterim.
Şardağ, R. (1953, Haziran 29). İzahlı radyo programları ve güfteleri / Spikerlerimiz, güftelerimiz. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

