Arabacının oğlu Haydn

Bedene azap, ruhen güneş olan sefalet – Nağmeler mimarı

Viyana’da çiçeklenen Alman klâsik musikisinin, Beethoven, Mozart gibi, bu akşam Ankara Radyosu’nda eserlerini dinleyeceğiniz Haydn da yücelerden biridir. 18. asrın ilk yarısında, hem de 1 Nisan günü, şaka yapar gibi dünyaya gelip en ciddi klâsik eserleri veren bu yaman usta bir arabacının oğludur. Babasının tenor bir sesle okuduğu şarkılarla küçük yaşta annesiyle beraber katılan, ilk köy hocası ve kilise muganniyesinden biraz keman azıcık ta klavsen çalmasını öğrenen Franz Joseph Haydn, Viyana’da sekiz yaşında girdiği çocuk korosu mektebinde musiki tahsilini tamamladı.

Fakat 17 yaşına geldiği zaman hayatında ilk talihsizlik, ilk acı, ilk büyük ıstırap tokadını yedi. Onu bu metriz’den haksız yere kovdular.

Sefaletin sızısı bedenine musallat olmuş, fakat bu sefaletlerden ihtişamlı günler yaratma ateşi ruhuna dolmaya başlamıştı.

Onu caddelerde ve meyhanelerde zenginleri eğlendirmek için keman çalarken görüyoruz. Haydn işte bu sıralarda, boş vakitlerini Bach’ın ve diğer bestecilerin eserlerini tetkik etmekle ve besteler yapmakla geçirdi. Kibar ve sanatseverlerin himayelerine gire çıka pişti, yetişti.

Sokak kemancılığı sırasında hayatın ikinci tokadını yiyen Haydn yaşamasını, şen kalmasını bizim divan şairimizin: “Mihneti kendine zevk etmektir âlemde hüner” dediği gibi, o da bu sefaletli günlerinde ezilmemesini, bedbin olmamasını bilmiş. Nitekim hayatının sonuna kadar kendisine refah temin eden bir sanatseverin hizmetine girdiği zaman, sefaletli günlerinde yardımını gördüğü berber bir dostun kızı ile evlendi. Nankör ve hoyrat bir kadın olan karısına rağmen yine acılarını teskin etmiş ve neşeli kalabilmişti. Prens Esterhazy’nin evinde kendi emrinde bir orkestra buldu, teşvik buldu. Beethoven’in hayatta çektiği acılar eserlerine aksetmişti. Düşünün himayesine girdiği prens “şöyle eser isterim, böyle eser isterim” diye ısmarlama eserler yazmaya zorluyor. Onu bazen azarlıyordu da.

Ama, sanat bu!… Bir defa sevilmeye dinlenilmeye duyulmaya görsün, yayılmasını önlemeye imkân olamaz.

Eserleri 1764’ten itibaren Paris, Amsterdam ve Viyana’da neşredildi. 1784’de ise Paris’te bulunan Concert de la Loge Olympique için 6 büyük senfoni yazdı. Prensin ölümünden sonra bir tiyatro heyetiyle İngiltere’ye gitti. Viyana’ya dönüp bir müddet kaldıktan sonra tekrar İngiltere’ye döndü.

Sanat bakımından sahne eserleri zayıf olan Haydn, bilhassa zekâya, kulağa hitap eden bir melodi mimarıdır. Eserlerinde tabiat bütün tasvirci kuvvetiyle dile gelir. Kuşlar, kırlar, güneşin doğuşu vadiler dilsiz ve konuşan cepheleriyle bütün tabiat gözlerimizin önünde canlanır. Müthiş ritm buluşları vardır. Fırtınalar derin uçurum ve girdaplar yerine, günlük hâdiselerin ve manzaraların geçit resmi sizi dinlediğiniz müddetçe derin sevgiler içinde cezbeder. Bu akşam Ankara Radyosu’nda bu renkli pasajlar, zeki buluşlar, ritmik gelişmeler mimarını zevkle dinleyeceksiniz.


  Şardağ, R. (1953, Temmuz 1). Arabacının oğlu Haydyn. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın