Musiki şekillerinden: Senfoni

Geçenlerde bir okuyucumdan aldığım mektupta Türk musikisi ile Batı musikisindeki müzik şekilleri hakkında izahat vermem isteniliyordu. Bu sütun radyoların her üçünden, sanatkârlardan, konserlerden, güftelerden spiker ve temsîl sanatkârlarından bahsetmekle vazifeli olduğundan, seyrek olmak şartıyla zaman zaman müzik şekillerine de yer vereceğiz. Bugün, Batı müziğinde senfoni adı verilen şekil üzerinde duralım.

Klasik senfoni, iki bakımdan incelenebilir: Çerçevesi yani şekil bünyesi, bir de sazlar bakımından.

Senfoni, Alman, İtalyan ve Fransız müzisyenlerinin müşterek eseri olan müzik formudur. En mütekâmil ve yaygın şekli Johann Schmitz’in icadı olan Manheim senfonisidir. Klasik senfoninin şekli klasik sonata benzer. Evvela çerçeve bakımından izahını yapalım. Senfonik bir eser form olarak üç şekil arzeder:

1 — Birinci kısmı ki Allegro demektir. Canlı süratli mânâsına gelir. Bu kısımda, umumî seyir süratli hareketi ve dinamizmi ihtiva eder. Bununla beraber öteki kısımlar gibi bu bölümde de, birbirinden kesin hatlarla olmamasına rağmen ritmik karakteri çabuk ayrılan üç ayrı şekil vardır. İlk şekil (2) tem’in işlenişidir. İkinci tem, esas tonun ilgili bölümünden başlar ve yeni tonla sona erer.

Birinci kısmın ikinci hareketi veya şekli Andante, Adagio ve Larghetto diye isimlendirilen ağır seyirli kısımdır. Bu kısım Lied (Alman Şarkısı) şekillerindedir ve bu da üç bölümde mütalaa edilir. Önce melodik bir açış, sonra aynı tonda bir ortalama sonuncu olarak ta bir rondo bu kısmı doldurur.

Sonat ve senfoninin üçüncü kısmı tekrar Allegro’ya umumiyet itibarıyle canlı tona avdet eder. Senfoninin tekrar aynı dinamizmine avdet edişi manasına gelen bu bölüm de iki Tem’den ibarettir. Hemen hemen birinci şekilden farksız olan bu hareket içinde aynı nağmeler tekrarlanır.

Senfonilerin bir de çalgı hususiyetlerine göz atmak mümkündür. İlk İtalyan senfonilerinden üç sonatın birleşmesiyle meydana gelen şekillerle karşılaşılır. Zamanla gelişme kaydeden senfonilerde bas’lı klavsen kaldırılarak yerine üfleyici sazlar kaim oldu. Bir zaman geldi, üfleyici çalgılarla telli sazlar birbirinden ayrıldı. Sazların sayısı muhakkak icad kabiliyetiyle mahdut bir hale gelen bu çalgılar, çalgılar çoğalıp tam bir orkestra meydana edince, ruhlarının her sahadaki dalgalanmalarını aksettirecek çalgılar mevcut olduğu için engin bir kompozisyon içine kendilerini bırakmışlardır.

Senfonilerin, dünyaca tanınmış üstatları arasında bilhassa Beethoven, Haydn ve Bach başta gelir.

Bir senfoninin muayyen bir şekli olduğu gibi, muayyen ve küllî bir mevzuu da vardır. Besteci, tabiatın bütün pastoral cennetini dile getirmiş olabilir. Bu takdirde her şekli, her bölüm, her melodi ve her geliştirme pastoral bir senfoniye imkân verecek şekilde kompoze edilir. Senfoni kâinatın tekâmülüne iman etmeyi mi ifade edecektir? O Krescendo’ları divertismanları ve bütün nüanslarıyle senfoni; çok sesli orkestral müziğini bu gayenin tahakkukuna yöneltir. Senfoniye mukabil bizim de saz eserlerimiz var ki ona da temas edeceğiz.


Şardağ, R. (1953, Temmuz 2). Musiki şekillerinden senfoni. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın