Merhum Rauf Yekta’nın görüşü – İki solist birden – Hüsn-i cemal meselesi – Biz yazalım da…
Bugün Ankara ve İzmir radyolarında iki sanatkâr size Hüzzam makamından eserler okuyacak. Makamların aslında çeşitli renkleri olduğu gibi, bir de okuyucuların üzerinde bıraktığı tesire göre tutuldukları bir tasnif şekli vardır. Mesela; Hicaz, Rauf Yekta Bey merhuma göre sırlarını, samimi bulduklarına söyleyen candan ve içten bir arkadaş makamdır. Ama gelin görün ki solistlerimize göre Hicaz parlak bir makamdır, hazin bir makamdır. Öte yandan yine Rauf Yekta merhum Hüzzam makamı için bir türlü karakterini ifade edici tavsife erişemediğini ifade eden bir yazısında, “Bu makam tatlı makamdır” der. Güzel bir buluş, değil mi? Gerçekten Hüzzam bütün solistlerin hemen hemen en çok rağbet ettiği rahat, hoş, zarif ve tatlı makamdır. Biraz da melodi itibariyle ruhlarımıza yakındır. İşte İzmir Radyosu ile Ankara Radyosu da bugün iki solistimiz size bu makamdan şarkılar okuyacaktır. İzmir müzik şefinin eşi olan Berhayat Orhon‘u talihsizlik diyeceğim sebeplerle dinlemek fırsatını bulamadım. Bu sebeple de hakkında henüz kesin bir hükme varmış değilim, sizin gibi ben de bugün iyi niyetimi kullanarak dinleyecek, müteakip yazılarımda tekrar bahsi bu hanım kızımıza nakledeceğim. Ancak bir gazetecinin dediği gibi, şefliği ve bilgisi, kendinden menkul değil, İstanbul Konservatuvarı’ndan me’huz olan Cüneyt Orhon‘un eşi ile diğer icrakâr arkadaşları gibi meşgul olduğu tahmin olunabilir. Bu akşam Ankara Radyosu’nda okuyan Mualla Mukadder‘in hırçınlığı karakterize eden güzel sesinden de, Berhayat‘tan da aynı Hüzzam şarkıyı dinleyeceğiz.

Zekâî Dede‘nin Hüzzam eseri olan ve bu sütunlarda yanılmıyorsam doğru güftesini bir defa daha yazdığım bu şarkının sözlerini tekrar ediyorum. Bütün radyolarımızda maalesef yanlış okunan, güfte kitabına da yanlış olarak “Hüsnü cemal” diye geçirilen sözlerinin aslını yazalım. Dile daha rahat geldiği için böyle kullandığımız bu tabir aslında terkiptir. Yüz güzelliği, yüzü güzel manasına gelir.
“Ey hüsn-i cemal aleme sen darb-ı meselsin
Âşıkları âşüfte eden nazlı meleksin
Yoktur şu cihanda sana faik ne güzelsin
Her sadra sezavar olacak gonca çiçeksin”
Berhayat Orhon‘un okuyacağı öteki Hüzzam şarkılar içinde bilhassa Hacı Arif Bey merhumun bir eseri var ki, büyük besteciyi bir taraftan bugüne, bir yandan dünkü klasiklere bağlamakta olması bakımından ayrı bir hususiyet taşıyor.
Solistlerimizin ağzında fazla dolaşmamış olan bu nefis şarkının sözlerini, manasıyla birlikte yazıyorum.
“Meftun olalı sen şeh-i huban-ı zamane
Atf-ı nazar etmem çemenistan-ı cihane
Hayran edeli bak beni hüsnündeki âne
Aşkın elemi cismimi döndürdü hilâle
Hun-i dilimiz başladı gözden cereyane”
Manası: “Sen gibi, zamane güzellerinin şahı diyebileceğim güzele tutuldum tutulalı; cihanın çemen bahçelerine, en güzel seyran bahçelerine kafamı kaldırıp bakmam. Bak, aşkından gelen elem, yüzünün güzelliğine hayran olalı, beni hilal gibi inceltti ve zayıfı düşürdü. İkimiz de o hale geldik ki sevdiğim, gönlümüzdeki sevda kanı, sessizce ve yavaş yavaş gözlerimizden akar oldu.”
Yazık ki bu şarkının matbu notasında da, konservatuvar neşriyatında da ikinci mısraı yanlış yazıldığı için, hemen bütün solistler yanlış okumakta, hatta bu yanlış güfte kitaplarına da sirayet etmiş bulunmaktadır. Solistlerimizin “Atf-ı nazar etsem” diye hatalı okudukları bu söz, “atf-ı nazar etmem” olacaktır. Aksi halde zaten mana dahi çıkmaz değil mi? Biz doğruyu yazalım da…
Şardağ, R. (1953, Temmuz 5). En tatlı makam Hüzzam. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

