Bu akşam saat 18.00’de başlayıp, 45 dakika sürecek olan İzmir Radyosu’nun kadınlar faslını ihmal etmemesini, dinlemelerini bütün okurlarıma hararetle tavsiye ederim. Tekâmül her müesesede rastladığımız bir şey olmadığına göre, geri gitmesi de pekala mümkün iken ileriye doğru sevineceğimiz, övüneceğimiz hamleler kaydeden Mehmet Kasabalı‘nın idaresinde icra edilecek olan bu faslın da, son bir haftadır şahidi olduğumuz kalite ve değerde ifa edileceği muhakkaktır. Eldeki mevcut elemanlardan ve tecrübedîde Kasabalı‘dan faydalanılarak bilgisini kısa bir zamanda tatbike koyan doğrusunu itiraf gerekirse beklediğimden çok fazla hüner gösteren genç müzik şefinin taktir etmemek mümkün değildir. Kendisinin kemençesi için bazı saz eserlerinde nakısa teşkil ettiğini gördüğüm diğer bir sazı staj devresinde daha bir müddet bekletmesi ve diğer hususlarda göstereceğini umduğum başarısı tahakkuk ettiği zaman içimin bütün itimat ve hulusu ile bu sütunlarda hakettiği alkışı esirgemeyeceğime emin olabilir.
Her ne ise, bu akşam kadınlar faslı size Beyati makamının nadide eserlerini sunacak. İlk eser Tanbûrî İshak Efendi‘nin Beyati peşrevidir. Bunu takiben Tab’i diye anılana matbaacı Mustafa Efendi‘nin bu sütunlarda daha önceleri de tafsilâtıyla bahsini ettiğim incelik ve varyasyon bakımından bir eşi daha mevcut olmayan Aksak Semai’sini dinleyeceksiniz.
“Çıkmaz derun-i dilden efendim muhabbetin”
Yine bu akşamki kadınlar faslında bir güzel eser var ki bu, Tanbûrî Mustafa Çavuş‘un bugün hemen muasır şarkılar gibi dillerde gezen, canlılığı hâlâ baki kalan Yürük Aksak şarkısıdır. Tahassür yerine istek, ıstırap yerine şevk ve cuşişle dolu bulunan bu eserin gerek melodisi, gerek şimdi yazacağımız güftesi, Türk musikisinde neşeli bir şey yok sananlara utandırıcı bir işaret olmuyor mu?
“Çıkalım sayd-ı şikâre çatarız belki o yare
Geçmez gönül dilberinden dokunur zülf-i nigâre
Hüsnü gören seni ister aç yüzünü perçem göster
Gel gel gel aman aman yanıyor aşık-ı bîçare
Tarabyalı bir nevcivane
“Hüsnünü gayet beğendim sarmaya belin özendim
Ateşin beni yakıyor pek sakın zülf-i kemendim”
Manası:
“Av avlamaya, yani avlanmaya çıkalım hele bir, belki de o yare rast geliriz. Gönül bu, dilberden geçer mi? Hiç bir şey yapmasa bile sevgilinin hiç olmazsa zülfüne, yani işveli bir şekilde öne düşen saçlarına dokunur. Bir defa güzel yüzünü gören hep görmek ister. Aç yüzünü, bir tutam saçını perçemini göster gel gel aman! Bîçare aşıkın, Tarabyalı o genç ve civan sevgili için yanıp duruyor. Güzelliğini çok beğendim. Belini sarmaya özendim. Ateşin beni yakıyor. Aman dikkat et, saçları boynuma kement olan sevgilim!”
Bu akşamki kadınlar faslında daha güzel başka eserler de var. Dinlemenizi tavsiye ederim.
Şardağ, R. (1953, Temmuz 20). Radyoda kadınlar faslını dinleyiniz. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

