Sesler baskıdan nasıl kurtulur?

İnsan sesi bir başkasına benzeyebilir; fakat onun asla tıpkısı olamaz. Her ses, fizyolojik ve ruhi yapı bakımından kendine mahsus hususiyetlere mutlaka sahiptir. Musiki sanatında müptedilerin bir büyük sanatkarın tesir ve nüfuzunda kalmalı başlangıçta kendi faydalarınadır. Bir defa onların bir sese çığar bağlanmaları, o seste, şahsiyetlerini yapacak mayanın mevcudiyetini keşfetmelerinden ileri gelir. Fakat bu yeni bağlanılan üslupta devamlı olarak yapışıp kalmak, bütün ses güzelliklerine rağmen onlara mümtaziyet kazandıramaz. Gerçi doğuşundan itibaren taşıdığı ses karakterini, sanat hayatının ilk günlerinde bulabilen mesut kimseler vardır. ama bulamayanların da ilanihaye tesiri altında kaldıkları sesin baskısından kurtulmaları doğru değildir. Bu satırlarımı, İzmir Radyosu’nun değerli evlâtları olan Mehmet Kavala‘nın , Muharrem Ünal‘ın bilhassa dikkatle okumalarını candan temenni ederim. Zira her iki ses, şahsiyetlerini bulunca yegâne ses kalacaklar, aksi halde, güzel, fakat arkadan gelen taklit sesler olarak mütalaa edileceklerdir. 

İnsan sesi bir defa maddi bir olaydır. Ciğerlerimizden, nefes borularımızdan geçip boğazımızın biraz üstündeki ses kirişlerine (Corde vocale) çarparak gelen ses iptidai maddesinin hava oluşu, sürtündüğü yerlerin elle tutulur şeyler olması onu her şeyden evvel maddi bir mevzu haline getirmektedir. Peki bu dünyada ses cihazları birbirinin aynı olan iki insan tasavvur olunabilir mi ki bir sanatkarın sesinin aynısını çıkarmamız mümkün olsun. Şu halde farkına varmadan, gizli bir taklit hissi işin içine karışıyor demektir. Öte yandan, bilirsiniz ki mâna kazanıp ağızdan çıktıktan sonra ihtiva ettiği keyfiyete göre sesleri göğüs sesi, kafa, sesi, çene sesi, gırtlak sesi diye ayrılır. Herkesin sesinde mutlaka bunlardan birisinin hususiyeti ağır basar. Şu halde benzetme seslerin bu bakımdan da kendilerini kurtarmaları mümkündür. 

Sesler, biliyorsunuz ki aziz okuyucularım, renklerine göre de isim alıyorlar. Düz ses, kalli ses, trilli ses, gırtlak nağmeli ses ve saire gibi. Bu son tasnifin her ne kadar ilmi bir kıymeti yoksa da pratik olarak benzer sesler için faydası dokunabilir. Bunlardan biri mesela, bilerek veya bilmeyerek tesirinde kaldığı ses düz ses ise, kendisini trillerle besleyebilir. O üslup sahibi ses eğer trilli ise, düz sese daha çok kendisini intibak ettirebilir.

Kendilerine işin pratiğini göstermek için tavsiye edeceğim üç yol vardır: 

1. Tesiri altında kaldıkları veya kendisine benzedikleri sesten en çok sevdikleri bir şarkıyı dinlerler. Bu şarkıyı ayrı üslupta okuyan bir kaç tanınmış sanatkardan da dinlerler. Bir de kendileri okuyup tele aldırırlar. Göreceklerdir ki bütün tesirlere rağmen girişlerde, kararlarda, meyana çıkışlarda, nakarattan karara varışlarda trillerde, gırtlak nağmelerinde mutlak olarak onlardan ayrılan hususiyetleri mevcuttur. İşte kendilerinde onlardan ayrı olan tarafa balmumu yapıştırmak, bu ciheti kısmen olsun mübalağalandırmak ve bir hususiyet kazandırmalarını sağlamak mümkündür. 

2. Bu gibi sanatkarlar ki bizim İzmir’imizde bir kaç tanedir; fakat Ankara’da bunlardan sürüsüne bereket mevcuttur; İstanbul’da da öyle sık sık ayrı üslupta teganni eden kimseleri dinlemelidirler. Onlarda güzel buldukları ve sevdikleri hususiyetlere kulak ve ruh ekmelidirler. 

3. Aynı ses karakteri üzerinde birleşen sesler için bir üçüncü hususiyet elde etme yolu vardır. Biri birine benzeyen üç ayrı ses, faraza bir şarkının ilk ölçüsüne girsin. Biri gizli “s”lerle yani hafif hafif durarak tatlı bir kesiklik içinde yol alır. Bir diğeri içten kopmuş, düz ve kesintisiz bir sesle yürümeyi tercih eder. Bir diğeri ise belli belirsiz bir ses dalgalanışına imkân verebilir. 

Duyan ve şahsiyet olmak isteyen insanlar için, benim şu tavsiyelerimden başka bizatihi icat edilmiş, keşfedilmiş daha başka bir hayli yol vardır. Herkes düm, tek vurur. Ama bu sanat değildir. Herkes yemek pişirir. Ama işi aşk haline getirenler, yani işi iş edinenlerdir ki pişirdikleri yemeğe bir çeşni bir helme katar, insana serçe parmağını yalatırlar.. 


 Şardağ, R. (1953, Temmuz 29). Sesler baskıdan nasıl kurtulur?. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın