Cenup’un yürek yakan sesi: Aziz Şenses

Bugün İstanbul’da saat 18’de dinleyeceğiniz Aziz Şenses, Adana’nın yetiştirdiği kıymetlerdendir.

Bundan on sene kadar önce Ankara Radyosu’nda derin bir lirizmi, Cenub’un yürek yakan nağmeleriyle birleştirmiş olarak ruhlarımıza dolduran bir ses peyda olmuştu. Aziz Şenses’i o zamandan tanır ve severim. Bizim Anadolu türkü ve havalarını siz de bilirsiniz ki çeşit çeşit bölgelere göre değişen bir melodik atmosferi, bir renk ve karakter değişmesi vardır. Bu cümleden olmak üzere Adana’dan Konya’ya, Konya’dan Elazığ, Malatya, Harput, Diyarbakır şehirlerine kadar uzanan hat içinde gelişen seslerin, feleğin sillesini yemiş, gam ile kavrulmuş tepeden tırnağa kadar gönül ve aşk terennüm eden bir hususiyeti vardır. İşte Aziz Şenses de bunlardan biridir.

Bütün ailece, güzel sesli insanlar yetiştirmiş olan bu soyun, bilhassa Aziz’de bütün manası ve en başta tesiri toplanmış bulunuyor. Tesir dedim, zira Şenses size o, bütün içli Anadolu’yu, asırlarca çekilmiş kahırların adeta özünü içerir.

1942 senesi idi. Uzun ve ümitsiz bir hastalıkla Ankara Gülhane Hastanesi’nde iki seneden beri yatmaktaydım. Hiç unutmam, otuz gün, otuz dokuz ateşle yatar ve bir ümit ve iman içinde kurtulacağımı hâlâ beklerken âni bir krizle ve zafiyet tersine tecelli etmiş ve ateşim kırka yükselmişti. İşte sona yaklaşmış olan vücudumu, büyük bir bedbinlik içinde asıl sahibine terk etmeye can attığım o feci ve bedbin anlarımda iken radyodan bir ses duydum:

“Benim kara bahtım altın tahtım
Aramıza yağmur mu sel mi aktı kara bahtım”

Bu türkü, benim gün görmeyen bahtımdı.

Fakat ses o kadar harika bir şekilde bahtsızlığı temsil ediyordu ki, işin acı tarafını bir tarafa koydum. Ateşlerim, ağrılarım içinde doğruldum. Hattâ dikilir gibi yatağımda oturmaya çalıştım. Bu sesi dinlemek için bile hayat ve yaşamak güzeldi. Yeni bir mücadeleye, hastalıkla boğuşma macerasına geçmeme, Şenses’in sesi ve sanatı ile verdiği iman kâfi geldi. Bugün gibi hatırlıyorum, Radyo Müdürü olan dostum Vedat Nedim’e hemen bir açık kart postaladım:

“Dün akşam, Karabahtım mayasını kim okudu?

Kim okudu ki sesinde Viyana bozgunundan beri felâket, mağlûbiyet ve bahtsızlıklarla muzdarip ve yorgun düşmüş olan Anadolu çocuklarının kaderi bu okuyuşta, bu seste toplanmıştı.”

Bir de baktım, ertesi gün Aziz, elinde benim radyo müdürlerine yazdığım kart olduğu halde hastaneye yanıma geldi.

Birbirimizi çok sevdik. Her istediğim zaman nazlanmadan okudu. Onu kalemimle ve bütün vasıtalara baş vurarak tuttum. Radyoda sevilince kabadayılığa başladı.İşi azıttı. Bir gün Mesut Cemil dostum için de “Seni temizlerim” demez mi?

Ankara Radyosu’ndan ayrılmaya mecbur kalan ve senelerce sesini duyamadığım Aziz’in bu yıl başından beri İstanbul’da tekrar sesini duyunca hem ona kavuştuğum için sevindim. Hem bir zamanlar kendisini bir hayli üzdüğü hâlde Mesut Cemil Bey’in yine de ona sempati duyabilmesi ve yer vermesindeki büyüklüğü övdüm.


Şardağ, R. (1953, Temmuz 31). Cenub’un yürek yakan sesi Aziz Şenses. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın