Dünkü gazetelerde bir havadis: Samsun’da çıkan Büyük Cihad gazetesinde dinî hislerimizi sömürme ve kutsal duygularımızı siyaset ve rezalet mevzu yapma yolunda yayında bulunan üç yobaz kırıntısının hapse mahkûm olduğunu okumuşsunuzdur. Türkiye kanunlarının irticaya haddini bildirmesi ile alâkalı olan bu haberden üç gün önce de şu havadisle karşılaşmıştık: Hükûmetimiz Suudi Arabistan’a bir sağlık ekibi gönderiyor. Bir yanda Allah’ımıza daha yakın olmak isteyen hislerimize anlayış; öteki yanda din perdesi altında, mütaassıp ağzından salyasını akıtan köftehorları tecziye. Bir yanda ilim hürriyetini ardına kadar açık tutan bir üniversite muhtariyeti; yani partiler hayatını, çok partili sistemleri, hatta tarihî maddeciliği bile tedris eden hür ilim heyeti anlayışı. Öbür yanda profesörü gündelik politikanın çirkin med ve cezirlerinden koruyan kanun. Bir yanda toplanma ve konuşma hürriyeti; bir yanda küfür etme yasağı. Bir yanda Türk’ü kendi benliğine bağlayan milliyet anlayışı; bir yanda milliyetçilik perdesi altında girişilen şoven, geri ve malûl görüşlere meydan vermemek. Bir tarafta içtimaî adalet yolunda mesken koruma kolaylığı, köylüye kredi, işçiyi ev sahibi yapma teşebbüsleri; bir yanda mel’un komünist sistemini prangaya vuruş. Bir yanda yabancı sermayeye müsamaha; bir yanda millî menfaatleri gözden ayırmamak.
Türkiye’ye, Menderes’le gelen politika budur. Demokrasi’nin bir kıymetler alaborası değil, bir akli muvazene mevzu olduğu kadîm Yunan’dan beri mâlûm bir keyfiyettir.
Şardağ, R. (1953, Ağustos 1). Günübirlik/Menderes’le gelen. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

