Berhayat Orhun ve Atıfet Savun
Bu akşam İstanbul Radyosu’nda, saat 21.00’de okuyacak olan Saime Sinan son iki sene içinde birdenbire alıp yürüyen bir ses sanatkârımızdır. Safiye Ayla‘nın açtığı çığırda ilk denemelerini yapan bu kızımızda, son iki senedir derin bir hamleye şahit oluyoruz.

(1928-2008)
Hacim kabiliyeti fazla vesiası derin olan bir göğüsün bütün körüklerinin şişirerek çıkan, eğer tabir caizse, kadınların davudî ses diyebileceğimiz bu ses hicranını, gözyaşını saklayan vakur bir insanın karakterinin, zaman isyana mecbur kalan fakat çok zaman sabrı ifade eden bir hususiyeti sinesinde muhafaza etmektedir. Derinlerden yavaş yavaş gelen, yer altından, yer üstüne kaynaya kaynaya, hafiften hızlıya coşa, taşa gelen bu ses, son bir kaç aydır İstanbul Radyosu’nda verdiği bütün konserlerinde ümidimizi bir kaç defa arttırmaktadır. Dinlemenizi tavsiye ederim.
Bizde bugün saat tam 16.00’da okuyacaklar arasında iki ismi, değerli okuyucularımın dikkatine sunmak isterim. Bunlardan biri Atıfet Savut, biri de Berhayat Orhon‘dur. Doğrusu Atıfet Savut’un mütevazı bir ses olarak kalacağını sanmadaydım. Bu sebeple hakkında bir şey yazmıyor, bekliyordum. Bir kaç haftadır ki bu kızımızda derin bir serpilme ve gelişmeye şahit oluyorum. Hele son defa, Pazar günü geçit meyanında ona, okuduğu bir şarkının yarısında rastlayınca adeta tanıyamadım. Bazen her ne kadar solist arkadaşı Güler Özgeçit‘in ses rengini hatırlatan nüanslara kapılıyorsa da, bu minyon sesin kazandığı ton salâbetine bu kadar kısa zamanda ulaştığı serbest, canlı, kıvrak okuyuşa hayranım doğrusu. Bazı isim yapmış solistlerimizin rehavet içinde durakladıkları şu son günlerde ikinci kategoride bulunan Savut‘un gösterdiği kabiliyet emenim ki onu kısa zamanda en ilerilere vardıracak.
Bana verilen güfte programındaki sıra ve hizaya riayet edilirse eğer, ondan dinleyeceğiniz şarkılar arasında Kemanî Abdurrahman Bey‘in, az fakat öz eseri olan değerli bir bestecinin Acemkürdî makamından bestelenmiş, vals usûlünde bir şarkısını dinleyeceksiniz.Güfte şöyledir:
“Sensiz ey ruh-i mücessem ağlasam neyl ü nehar
Gülmesin güller, dağılsın gülistan yansın bahar
Bak neler yaptı bana hicrinle ah-ı intizar
Nakarat”
Manası:
“Karşımda cisim haline gelmiş olan sade iç, yalnız ruh olan sevgili, sensiz artık aşıkın, gece ve gündüz ağlasın, güller gülmesin; gül bahçesi dağılsın, bahar yanıp sararsın. Hicranınla içine düştüğüm bekleyiş anındaki ahlar, bir bak, bana neler etti!”
Bu güftenin üçüncü mısraı güfte kitabında yanlış yazılmış olduğu gibi, radyolarımızda bir kısım solistler tarafından da zaman zaman yanlış okunuyor. Üçüncü mısradaki “Gülistan” vezin icabı “Gülsitan” okunacaktır, doğrusu budur.
Yine bugün saat 18.00’de dinleyeceğiniz Berhayat Orhon hakkındaki fikirlerimize geçmeden önce bu ismin “Orhun” olması kanaatindeyiz. Meşhur Thomsen’in Orta Asya’daki Türk kitabelerinden ilk defa okuyup söktüğü “Orhun” sonradan nasıl “Orhon” olmuş bilmiyoruz. Her neyse biz, değerli sanatkâr eşlere bu noktayı da pek hakkımız olmadığı halde, alışkanlı icabı hatırlattıktan sonra asıl mevzuya geçelim:
İzmir Radyosu’nda okuduğu günden beri dinleyebildiğim bütün seanslarında kusurlu bir tek hareketine, en küçük bir usul dışı çıkma veya ses kaymasına, soluk kifayetsizliğine şahit olmadığım bu cidden terbiyeli sesin sahibini bir kaç bakımdan takdir ederim. Bu ses bir defa kendi şahsiyetini bulan bir sestir. Soluklarının adeta bitiminden sonra duygularımıza ulaştırdığı iştika, dile getirdiği samimî melâl, onun ikinci olarak değer verdiğim okuyuş hususiyetidir. Berhayat Orhon‘un kendi üslûbunu geliştirmek bakımından yakın bir istikbalde aşacağı mesafeyi daha şimdiden görür gibi oluyorum. Ben bu sesi ilk duyduğumda övmüştüm. O zaman bana gülenler, şimdi hakkımı teslim ediyorlar. Nitekim ben Servet Candaş‘ın sesindeki orijinaliteye işaret ettiğim zamanda değil arkamdan, yüzüme karşı kıs kıs gülenler çok olmuştu. Yarından vazgeçtik, bu kızımızda daha şimdiden kendisinde noksan olan yumuşama ve inhina kabiliyetini kısmen de olsa iktisap etmiş bulunuyor; buna da ayrıca seviniyorum.
Berhayat Orhon‘un programında ağır ve oturaklı şarkılar var. Bu arada güftesi şair Nedim‘in olan, hece vezniyle yazılmış bir şarkı var ki Mahmud Celâlettin Paşa‘nın en güzel Hüseynî bestesidir. Okunan ilk kıtası şudur:
“Sevdiğim cemalin çünki göremem
Çıkmasın hayalin dil-i şeydadan
Bastığın yerlere yüzüm süremem
Alayım peyamın bad-ı sabadan”
Şardağ, R. (1953, Ağustos 6). Saime Sinan. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

