Bir ses şehsuvarı: Radife Erten 

Beceremeyeceksek lügat parçalamayalım

Bugün İstanbul’da 21.30 seansında Radife Erten okuyacak. Ses sanatının kadınlar kolunda dört beş, ele gelir kıymet varsa, Radife bunların en önünde gelenlerindendir. Şimdi, Ankara Radyosu’nun bir mektep olduğu, Türk musikisine büyük hizmet ifa eylediği günleri hatırlıyorum. Spikerlere hocalık yapmam vesilesiyle içlerine karıştığım radyo mensupları içinde, Mefharet Yıldırım gibi temiz huyu, dürüst ahlâkı ve müthiş kabiliyeti ile tanıdığım Radife Erten, Ankara Radyosu’nda ilk okuduğu zamanlar Radife Neydik idi. Aile soyadlarının neden dolayı, “Neydik” olduğunu soran bir gazeteciye, değerli sanatkâr: “Beşiktaş’ın çok mütevazi bir çocuğu idim. Günün birinde ses vadisinde ilerleyerek sanatkâr payesine erişince mazimi unutmamalıydım. O sebeple, işin başında bu soyadı aldık.” diye cevap vermiştir. 

Boyu posu, mizacı ve her şeyi ile mütevazi olan sayın Erten‘in musikimizin terbiyelisine, ağırına düşkün olanlar için tadına doyulmaz bir sesi vardır. 

Düz, dalgasız bir sesle tertemiz okumak marifetini kadınlarımız arasında onun kadar gösteren yoktur diyebilirim. İsyanı, hicranı, bazen büyük bir şevk ve meserret çağlayanının andıran bu sesin bütün kuvveti, sahibinin iyi yağlanmış bir hançereye, kontrol ve ayarı hassasiyetle icra edilmiş, pürüzsüzlüğünden yüzde yüz emin olunmuş bir şan cihazına sahip oluşunda ileri gelmektedir. Yavaş yavaş, için için, mütevazi, mütevazi ilerleyen sanatkârın, bazen hecelerin can alıcı melodileri üzerine öyle küheylana binercesine bir sıçrayışı, musiki sanatının bu huysuz atını öyle şehsuvarca bir sürüşü var ki, dinleyicilerin pek çoğunu şaşırtıcı bir hayranlığa ve taktire götüren bu hususiyeti, sanat karakterinden bir nişandır. 

“Radif temiz okur” demek, ötekilerin temiz okumaması manasına gelmez. Bir adam için “Makul düşünür” demek, nasıl ki diğer insanların akılsız olduğuna alâmet değildir. 

Pazar günü sabahleyin 8.30 sularında Ankara Radyosu’nun plâk neşriyatı sırasında sayın Melâhat Paras, kendi bestesini kendi okudu. Güfte içinde, “Handan-ı şadan” diye bir söz geçiyor. Beste yapmaya heves eden ses veya saz sanatkârlarımızın, saçma sapan lâflar uydurup teşaur (şairlik taslama) edecekleri yerde edebiyatımızın selâhiyetli mümessillerinden metinler intihap etmemeleri gerçi mutattır. Fakat bari lügat kullanmayı bir marifet saymasalar çok iyi olacak. Madem ki, “güle oynaşa” gibi güzel bir tabiri beğenmiyoruz; bari, doğru söz söylemeyi ve bestelemeyi becerebilelim. Doğrusu: “Handan ü şadan” olacaktır. “ü” burada, “ve” manasına gelir. 


Şardağ, R. (1953, Ağustos 11). Bir ses şehsüvarı Radife Erten. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın