Şerif Muhiddin Targan

Hayâlden de, icattan da ileri bir sanatkâr

Bu gece İstanbul Radyosu’nu, bilhassa 20.35 seansında bütün parazitlere, fedinglere, hava muharebelerine rağmen dinlemenizi tavsiye ederim. Bu saatte 15 dakika size ud’u ile saz eserleri çalacak olan Şerif Muhiddin Targan‘ın belki pek çoğunuz, sanatını tanımak, eserlerini ve icrakârlığını öğrenmek fırsatını bulamamışsınızdır. 

İzmir’de bir yaz akşamı, uçuk maviliğiyle maveraî bir derinlik, çocuk bakışı ile safvet ifade eden iki çift derin gözle karşılaştığım zaman, Şerif Muhiddin‘in efsaneleşen sanatı gibi fizik yapısında da efsanevî bir güzellik ve incelik mevcut olduğunu müşahede ettim. Her iki yanına iki top pat gibi salınan kır saçlarının büklümleri ile çerçevelenmiş o harika baş portresinin sahibini o günden sonra kaç defa gördümse her bir seferinde, müthiş doluluğunu saklayan o büyük tevazuundan bir zerre dahi kaybetmediğine şahit olmuşumdur. Musikimizin, kadın solistlerin başında gelen rakipsiz sanatkârı Safiye Ayla‘nın eşi olan Targan‘ın, yeni dünyayı, Avrupa’yı kısaca cihanı tutmuş bir ud icracılığı vardır. Ud’da zengin sazlı bir orkestrasyon imkânı bahşeden, parmaklarının atomik denecek sür’atine, insanı adeta korkutan maharetine, gören ve dinleyenleri hayran eden bu büyük udi’yi bu akşam dinleyeceksiniz. Batı müziğini aynı kuvvetle bilen, şarkta tasavvufa, Batı’da klâsik musiki kâinatına bütün varlığıyla dalmış bulunan bu üstün kabiliyetin güzel başını tefriş eden iç müktesebata hayran olmamak mümkün değildir. 

Muhittin Targan‘ı, geçen sonbahar, İstanbul’daki evinde derin bir hazla dinlemiştim. 

Şerif Muhittin Bey‘in ikinci defa, bu sefer gıyaben değil vechen dinlediğim kendi sazları varlığımın içine kaydığı derin âlemi bana bildirmeyecek kadar uçurumlar açıcı, güneşler yaratıcı, yıldırımlar düşürücü, Nisan yağmurları serpici, şefkat ve rahmetler yağdırıcı bir kuvvete sahipti. Bir parmak bir tel üstüne iki üç defa basabilir. Fakat nedir o parmaklar ki, her basışında yeni  bir sesin feryadından akis veriyor. Basmadığı zaman bile ses veren bu parmaklardan dinlediğim Ferahfeza Sazsemai’si için diyebilirim ki, memlekette bana, Tanbûrî Cemil Bey merhumun bir iki saz semaisi hariç hiç bir eser onurkilerin kudretinde görünmemiştir. Türk musikisi ile Batı senfonilerinin hayatla alâkalı derin tahavvül ve gelişmeleri icra edilebilir mi? Bu hususta tereddütü olanlar, derhal bu akşam Targan‘ı dinlesinler. 

Türkiye okullarına tarihî bir çeşni olmak ve nazarî bir fikir vermek için sokulacak musiki örnekleri bahsinde, içimizde yaşayan bu dehakâr adamı en başta hatırlamalıyız. Viyolonseli Batı tekniğinde, hele udu, bizim tekniğimizde hayâl ve icat ufuklarının ötesini aşan bir kudretle icra etmekte olan üstadı dinleyin ve naçize hayırlı dua edin okurlarım. 


Şardağ, R. (1953, Ağustos 14). Ş. Muhittin Targan. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın