İzmir’de bir Göktepe Salonu olduğunu, Selâhattin Göktepe adında bir müzisyen ve sanat aşığı yaman bir genç bulunduğunu öyle sanıyorum ki duymayanlar azalmış bulunmaktadır. Küçük, minyon bedeni üstünde taşıdığı maharetli ve zengin başını, Batı müziğinin müktesebatı ile bezeyen, ruhu sanat ateşiyle yangın Selâhattin’i tanıdığım günden beri ondaki harika enerjiye ve bir o kadar tevazuya hayran olduğumu söylemek isterim. Aslen İstanbul’da doğan felsefe öğretmeni olana kadar bu şehirde tahsilini yapan Göktepe, bir yandan da 6 yaşından itibaren piyano dersi almaya, armoni, kontpuan ilmi ile meşgul olmaya başladı. İzmir’e felsefe öğretmeni olarak gelen Göktepe, aynı zamanda piyano virtüozluğunu da nefsinde cemetmiş bulunmada idi. Henüz lise talebesi iken dostlarının çocuklarına piyano dersleri veren Selâhattin, on beş sene içinde İzmir şehrinde aynı hizmeti ifa etmiş bir çok talebe yetiştirmiştir. 1939 senesinden bu meraka devam eden dersleri, nihayet 1952 senesinde Alsancak’ta 1483 sokakta “Göktepe Salonu”na irca edince işin şekli değişti. Halen Göktepe Salonu, sade talebe yetiştiren değil, aynı zamanda artık Türkiye’nin sayılı müzisyenlerini sinesinde barındıran bir lokal olmuştur. Bu salonda 1953 senesinde başlamış olan tanınmış Türk virtüozlarının konserlerinden ilkinin açış konuşmamasını yaparken tebarüz ettirdiğim gibi Selâhattin İzmir’de büyük bir sanat akademisi ve lokali teşebbüslerine temel hizmeti ifa eden kıymetimizdir. Nitekim bu sene Göktepe Salonu’nda Madam Amati, büyük Türk kompozitörü Cemâl Reşid Rey, Madam Pedrini, Devlet Konservatuvarı Müdürü dostum Mithat Fenmen en başarılı konserlerini vermişlerdir.
Göktepe’nin üstün tarafı 1954 senesinde Göktepe Salonu’nda konser verecekler arasında çok sevgili arkadaşım Mes’ut Cemil Bey de var. Kendisi hem viyolonselle Batı müziği örnekleri icra edecek, hem de tanbûrla Türk musikisi örneklerini verecek. “Ben kaliteli musikinin her ikisine de kapımı açtım. Buradan içeriye alaturka, alafranga değil, çeşitli musiki girecek.” Bu sözler Selâhattin’indir. Musikimiz üzerinde cühelâ münakaşalarının yapılageldiği şu sıralarda ne manalı söz değil mi?
Selâhattin İzmir’de, büyük sanat aşkı ile bir çok talebe yetiştirmiştir. Bunlar arasında Oğuz Onaran, Ayla İkbal, Semin Fecirler, Silvet Sarda en değerli talebeleri arasındadır. Onun İzmir’de yaktığı sanat ateşi üzerinde daha başka günler yine duracağız.
Şardağ, R. (1953, Ağustos 16). Göktepe’nin yaktığı ateş. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

