Radyomuzda güzel bir saat: Pazar fıkraları

Radyonun kapıcısından, anons şekline kadar her şeyi yüklenmeye mecbur kaldığı günlerden uzaklaştıktan ve müzik mevzuunu iki değerli genç arkadaşına havale ettikten sonra, istasyonun başında bulunan zatın Ankara’dan beri malum ve müsellem olan program ve buluşları da harekete geçmeye başladı. Bilhassa bun, dünkü Pazar günü 12.00’de biten “Pazar Fıkraları”nda müşahede etmek mümkündür. 

Bu fıkraları dinleyenlerden bir kısmının, onları, ilk ağızda pek sıcak bulmayacakları akla gelebilir. Hatta içlerinde bir iki tanesi cidden soğuktur da. Fakat memleketimizde neşeli, hoş fıkra daha doğrusu nükte deyince bugüne kadar devam eden bir an’aneyi hatırlarız. İncili Çavuş’un, Bekri Mustafa’nın ayyaş fıkralarıyla, Bektaşilerin canlı fakat çok zaman bayağılığa kadar düşen, meclislere sokulamayacak esprileri bu ananeyi besler. Hedef diye şahısları, zümreleri değil, zekâyı ele alan Avrupaî nükte ile Hoca Nasrettin arasında bir köprü kuran fıkralar son senelerin bize kazandırdığı buluşlar arasındadır. 

Bu sebeple radyomuzun ve onun başında bulunan kimsenin Pazar günü programa aldığı nükte saati, hem bir ihtiyaca cevap vermede, hem de bizi muasır şaka ve espri anlayışına doğru götürmededir. Nükte edebiyatımızı ve an’anemizi gözümüzün önüne getirirsek bugüne ulaşıncaya kadar aştığımız merhalenin bir hayli zahmetli ve çetrefil olduğunu anlarız. Hiciv, eşek şakası alay, soğuk şaka, şaka, tekerleme hazır cevaplık, lâtife, hoşbeş, nükte, espri… İşte İzmir Radyosu’nda idare, bizi nükte zincirinin son halkasına getirmiş bulunuyor. “Pazar Fıkraları”nın sade vakit geçirtici değil, aynı zamanda öğretici bir hizmet tarafı da var. Yalnız, bu saatin her bakımdan dört başı mamur olması için bir iki noktaya dikkat etmek lâzım. Bir defa ikisini de iki amatör kabiliyet olarak tanıdığım ve sevdiğim Adnan ve Cemal Engindeniz tarafından idare edilen fıkra saatinde redaksiyon bozuk gidiyor. Cümlelerde lüzumsuz izahlar var. Bu muasır fıkraların bütün güzelliği, izahını bize bırakmasından geliyor. Hem araya düşünme payı bırakmak üzere pek güzel bir de müzikli motif konmuş. Fikir, görüş ve muhakemelerin özü, zübdesi demek olan bu türlü fıkraları mümkün olduğu daha az kelime ile, daha çok öz halinde vermek lâzımdır. Sonra Fransız şairi Gaul Verlaine, Pol Verlen okunacağı yerde Pol Verleyn olarak okundu. Ayrıca ifadelerde de zait sözler pek çok. Yanında bir söz yayınları idarecisi, şefi veya refiki, bir edebiyat hocası bulunamamıs dolayısıyla müdür için bu gibi hataların tekrarını önlemek şüphe yok ki müşküldür ve yine şüphe yok ki bu hususta radyo müdürüne diyecek bir lâfımız da olamaz. Bilâkis bu saati ve buluşu överken kulağımıza takılan bir iki hususu da işaret etmekte sadece fayda bulduk, o kadar. 

Kadınlar için

Radyomuzun bu Pazar günkü saatinde şöyle bir anonsla karşılaştık: “Kadınlar için söylenmiş şarkılar”. Radyolarımızda dini eserler, ayinler, tasavvufi bir tahasssürü dile getiren eski kârlar, murabbalar pek okunmadığına göre yapılmış bestelerimizin hemen hepsi ya hakiki veya hayali kanaldan olmak üzere cins-i lâtif için değil mi? Teyite lüzum yok sanırım. 

Madem ki nükteden bahsettik; haydi bu sözümüz de nükte farzedilsin!


Şardağ, R. (1953, Ağustos 17). Radyomuzda güzel bir saat: Pazar fıkraları. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın