İsmet Yazar’ın yapamadığı sanat helvası

Radyomuzda, zamanımdan beri okumakta olan, İsmet Yazar’ı bu akşam 18.00’de dinleyeceksiniz. Bugün onunla açık ve samimi bir hasbıhalde bulunmak istiyorum. Çalışkan, terbiyeli ve cidden duygulu bir çocuk olan Yazar, bütün eserleri doğru, kılçıksız okuyan bir alâkaya sahiptir. Keza İsmet Yazar‘ın sesinde taklite asla sapmayan, kendine mâl ettiği bir hususiyet de mevcuttur. Bir sanatkâr olabilmesi için bütün şartların kendisinde mevcut olduğu bu genç okuyucumuzun sesinden her şeye rağmen neden beklediğimiz tam randımanı alamıyoruz? Gerçi iki sene içinde geçenlerde de yazdığım gibi, o bir terakki hamlesi yapabilmiştir. Ama kâfi değil ki… Helva yapabilmek için gerekli bütün maddelere sahip olduğu halde, bu sesle, beklediğimiz tavrı ne yazık ki bir türlü göremiyoruz. Bu kadar zaman içinde, vakti kendisinden çok daha iyi istismar etmesini bilmiş olan arkadaşlarına rağmen onu geride gider bir halde bulmak beni üzüyor. İsmet, bu satırlarıma eminim ki üzülmeyecek, hak verecektir. Zira şahsen değer vermediğim ses ve kimseler üzerinde hiç bir suretle, iyi veya fena, durmayacağım her halde bilinmektedir. Neden bu böyle? Muhakkak ki ilk günden beri temas ettiğim gibi, bu sahada mümtaz olan hocalardan mahrumuz. Ama bildiğim doğru ise, bu solist çocuğumuz ücretsiz okuma bahasına, derslere girmiyormuş. Hayatını dışarıda kazanma zarureti buna bir sebep teşkil etmekte. Aksi halde mevcut müzik şefinden pekâlâ bu hususta, diğer arkadaşları gibi faydalanabilirdi. Hem maişetini idare, hem sanatı idame zor ve müşküldür. 

Onun bugün size okuyacağı şarkılar içinde Rahmi Bey‘e ait olan Müstear bir şarkı var ki hem söz ve müzik dokusunun güzelliği, hem de ikinci mısranın bir kısım okuyucu ve tanınmış sanatkârlar tarafından üç radyoda yanlış okunması dolayısıyla güftesini buraya geçireceğim: 

“Gel ey saki şarabı tazelendir
Ruh-ı gülreng-i yari gamzelendir
Rebab-ı sinemi avazelendir
Şu sönmüş aşkımı yelpazelendir”

Manası: 

Ey içki dağıtan güzel! Gel de şarabımızı tazelendir. Tazelendir de sevgilinin gül yanağını gamzelendir. Tazelendir de sinemin rebabını yeni nağmelerle seslendir. Tazelendir de şu sönmüş aşkımı avazelendir!”

Yukarıdaki güftenin ikinci mısraındaki “ruh” yanak manasına gelir. “Ru” hecesi Rum’un “ru”su gibi kısa okunacaktır. “h” ise, he ile ha arasıdır. Bunu “ruh’u” diye okuyorlar, “ruh-i” diye okuyorlar. İkisi de yanlıştır. “Ru”nun uzamaması lâzım geldiği gibi, ondan sonraki hecenin de hü ile hu arası bir sesle okunması gerekir. Yani dudakta şekillenen “hü” ile boğazdan kuvvet alan “hu”nun tam ortasında bir seda vermemiz icap ediyor. 


Şardağ, R. (1953, Ağustos 23). İsmail Yazar’ın yapamadığı San’at Helvası. Ege Ekspres Gazetesi, s. 5. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın