Kıbrıs sancısı

Anavatanın yavrusu, kendisini, ana kucağında pek sıcak hissedemiyor; sancılı! Kıbrıs’taki yedi sekiz gazetenin hemen hepsi, seçimle iktidara gelen Ulusal Birlik Partisini al aşağı etme yarışında. Asil Nadir’in “Kıbrıs”ı dışında, ver yansın ediyorlar. Aziz dostum Rauf Denktaş da bu kafilenin paralelinde. Kendi kurduğu eski partisinin başındaki Başbakan Derviş Eroğlu ile didişme bayrağı açmış. Seçimle gelen Başbakan, susuyor.

Kıbrıs, yavru vatan sancılı.

Butros Gali adındaki pisliğin, Müslüman ve Türk düşmanlığı azdı azalı. Dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda güden Amerika’nın, birleşmiş Milletleri kızıştırma ve tüfekleme oyunları sahneye kondu konalı Türkiye’yi sıkıştırma girişimleri başlatıldı. Türkiye Türkiye olacak ta, stratejik önemi çok büyük bir coğrafya yüzeyinden dünyaya seslenmeyecek:

“-Durdurun, Bosna’da kadın, çocuk öldürmeyin! İsa’ya, elinizdeki İncillerin hiçbirine sığmayan bu cinayetleri durdurun! Azerbaycan’da sadece Türklere yönelik vahşetleri önleyin!”

Ama Türkiye…

Birbiriyle didişiyor. İktidar ve muhalefetiyle ilişkiler cıvıklaşıyor. Türkeş’in ve pek çok belgelerin aydınlattığı Güneydoğu’daki Apo vahşeti, Ermenilerin üzerine yığılırken ulusal birliğin hala kurulamayışı sürüyor. Yolsuzluk olaylarının üzerine giden savcıların, yolu tıkanıyor. Milletin iliğini emen vergi kaçakçıları, vergi hırsızları. Görmemişlerin düğün ve sünnet düğünlerine koşan devlet kodamanları yarıştalar. Geçen kabinenin, Mahmutpaşa öğrenimli bir bakanı, özel bankaların kapılarından geçemezken devlet bankalarını sömürüyor.

Kıbrıs durur mu?

Rauf Denktaş’ın emeğiyle kurulan Ulusal Birlik Partisi’nin başındaki Derviş Eroğlu, birkaç kez görüştüğüm, yumuşak mizaçlı, dürüst, efendi bir insan. Kıbrıslı bir Türk’ten beklenecek kadar ateş dolu bir milliyetçi!

Dostlukta yılları katladığımız Rauf Denktaş’ın Türk, Atatürk ve Kıbrıs sevgisine ise ölçü biçemem. Rahmetli Özal, Amerika’da kızıştırılan Rum propagandalarıyla Denktaş’a, “Maraş’ı ver kurtul” havası pompalamaya başlamıştı. Dostum Denktaş’ın üzüntüsünü sayın Demirel’e açmış, “Lütfen Rauf beye telefonla moral verin” demiştim ve bu ricamın yerine getirildiğini de Denktaş’tan öğrenmiştim.

Ya şimdi?

Cumhurbaşkanı Rauf Bey, beraber kurduğu iktidar partisinin başındaki Başbakan Eroğlu ile her Allah’ın günü tartışıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı önce İsrail ağırlıklı sonra Arafat’tan yana konuşulacak kadar tez canlı davranırken; Türkiye Başbakanı, “Saat üçe çeyrek var” mı dedi, “Hayır, ikiyi kırk beş geçiyor” diyecek kadar sabırsızken, ülkemizin ateşli, Başbakanı, “Kıbrıs” diye bir konudan habersizmiş gibi davranırken, Denktaş’a, Birleşmiş Milletler adına “Erenköy’ü ver, Maraş’ı bırak. Ercan Havaalanına gerek yok. Rumlarla birleşip kuzu kuzu geçinin, yoksa ha!” diye sopa gösteriliyor.

Kıbrıs’ın milliyetçi Başkanı, “Rum’a güven yok. Bir karış toprak vermeyiz. Mal değiş tokuşuna hazırız. Rumlarla birlikte yaşamaya hayır!” diyor. Haksız mı?

Sevgili Denktaş’ın yaşamı da bu savlar çerçevesinde verdiği mücadelelerle geçmedi mi? Özal’lı ANAP’ın seçim kaybedişine yakın yıllara kadar, bağımsız milletvekili olarak “ANAP hükümetinin bir Kıbrıs politikası yok” diye iki kez Meclis’te genel görüşme açtırdım. Sayın Denktaş’la aynı gayeler için gönül birliği yapmıştık.

Sonra ne oldu da kader arkadaşı Derviş Eroğlu ile can düşmanı bir çizgiye yanaştılar.

Türkiye’de hükümran olan en büyük kuvvet Türk milletidir. Partilerin, hükümetlerin borusu, bu yüce milletin yanında vız gelip tırıs gider. Dünyanın yetmiş iki milletine yardımlarda bulunan bu ülkem Kıbrıs’a yapılan yardımın başa kakılmasına asla hoş görüde bulunamaz ve şehit kanları verilerek Kıbrıs’a hakkı, huzuru, güven ve barışı getiren Türk ordusunu Kıbrıs’tan hiçbir güç dışlatamaz.

Ya bugün?

1990 seçimlerinde, “Denktaş’ın suratına Osmanlı tokadını vuracağız” diyen aşırı sol partiler, bugün, ayrı parti kurup milliyetçi Başbakan’a karşı çıkan Denktaş’ın oğlu ile omuz omuza. İstanbul’a davet edilen Eroğlu’yu özel televizyona çıkaran birkaç zibidi, kendisine yumruk gösteriyor.

Denktaş’a hükümet, muhalefet, ya da devletin en büyükleri, “ödün” diye yön mü vermek istiyorlar? Bundan mı öfkesi eski kader arkadaşına?

Derviş Eroğlu, iki yıl sonraki seçimi Denktaş’ı kırmayarak bu kasıma aldı. Oğlu ile ağız birliği yaparak Cumhurbaşkanlığı makamını örseleyen Rauf beye karşı anlayış gösterdi.

Hayır, hayır! Rauf bey, vicdanının sesine uyarak, aynı vatansever çizgide birleştikleri arkadaşına karşı biraz daha anlayışlı olabilir. Onu seçim kavgalarının dışında görmek istiyoruz.


Şardağ, R. (1993, Ekim 7). Kıbrıs Sancısı. Milliyet, s. 20.


Yorum bırakın