Türk müziğinde iki marjinal

Türk müziğinin en verimli dostluklarından birini onlar yaşadı. Fuat Edip Baksı ve Rüştü Şardağ‘ın şiirlerini ve müziklerini buluşturdukları şarkılara, İzmir’in kültür kurumlarına koydukları harç ve sıra dışı öğretmenlikleri eşlik etti. Birçok kesimden vefa gördüler de şimdiye dek ikisini anlatan bir yazı hiç yazılmamıştı.

Bu şehrin belediye başkanlarını, gazetecilerini, müzisyenlerini ve nice meslek erbabını yetiştirmiş; kütüphanesinin, radyosunun, tiyatrosunun kurulmasında öncülük etmiş iki sanatçısı var. Yaşam öyküleri birlikte yazılmış da, yazılı medyada adlarına yan yana pek rastlanmayan.. Ama “Baki kalan, kubbede hoş bir sedâ imiş”. 1950’lerde başlayan dostlukları, Türk müziği tarihinin en verimli ikililerinden yapmış onları. Fuat Edip Baksı ve Rüştü Şardağ, “Uzun yıllar ötesinden” hatırımızı sordu. Şimdiye dek yazılı medyada ikisinin ortak üretimleri ve dostlukları üzerine kalem oynatılmamasından dolayı sitemkâr; buna karşın kulaklarımızda o hoş sedânın yankılanıp durmasından hoşnuttular. 

Aralarında kurulan öyle bir dostluk ki, aileleri bunu “kardeşlik” diye tanımlıyor. Ama yalnızca ikisi arasında sınırla kalan bir dostluk olmamış bu. Gerçek bir sevgi nasıl verimli olursa, Baksı ve Şardağ öyle ürünler vermiş İzmir’e; sanat alt yapısına harç koyup, kültür kurumları kazandırmışlar.

Sabah Şardağ ve kardeşi, babasıyla annesi Baksı çiftine göre daha erken evlendiği için bu dostluğun sefasını uzun zaman süren çocuk olmuş. “Amcam” dediği Baksı‘nın evleneceğini sırf kendisine açıklamak için Ankara’ya gelmesini de unutamıyor: “Gazi Üniversitesi Resim Bölümü’nde okurken karlı bir kış gecesi yurtta beni anons ettiler. Bir baktım, babamla Fuat amca. Fuat amca bana, ‘Babanın işi vardı, ben özel olarak senin için geldim. Çünkü evleneceğim. Sana, bu bilgiyi vermek için geldim’ dedi. Kendinden ne kadar küçük bir insana bile saygı gösteren, ona önem veren bir insandı. Nasıl, bir amca yeğenine ‘Ben evleniyorum’ derse, nikah davetiyesi gelmeden bunu duyurursa, aynı şeyi yapabilen…”

İkisinin dostluğuna ilişkin anıları bitmiyor, Şardağ‘ın: “Babam bir davetten gelmişti. Annem pardesüsünün cebinde kağıda sarılı bir şey gördü. ‘Bu ne? Yağlı bu, pardesüne koymuşsun’ dedi. Babam, ‘Çok güzel bir şeydi, Fuat’a sardırdım’ dedi.”

Güniz Akdeniz ise 1974’te kaybettiği babası Fuat Edip Baksı ile ancak 10 yaşına kadar birlikte olabilmiş. Bu birlikteliğe çok fazla tanık olamasa da Rüştü Şardağ‘ın amcalığı da onun için çok özel: “Rüştü bey amcayı babamdan sonra da hatırlıyorum. Bizim için amcaydı. Kardeşimle beraber babamın hastalığı döneminde evden uzaklaştırılmıştık. Babamın vefatını bize Rüştü Bey amca söylemişti. Oturup söylediği yeri bile hatırlıyorum. Sonra bizi ziyarete gelmişti.”

Verimli bir dostluk

Baksı’nın 1913’te Diyarbakır’da başlayan hayatı, çocukluğunda dinlediği halk şairleriyle şekillenmiş. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdikten sonra 1935’de Safranbolu’da başladığı öğretmenlik mesleğini, ömrünün sonuna dek İzmir’de sürdürmüş. 1937’de atandığı İzmir’de, 35 yıl Namık Kemal Lisesi, İnönü Lisesi ve Hava Harp Okulu’nda öğretmenlik yapmış. İzmir Yüksek İslâm Enstitüsü’nde hayatının son yıllarına kadar İslâmî Türk Edebiyatı dersleri vermiş. 

1917’de Halep’de doğan, Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu Rüştü Şardağ ise, 1950’de Ankara’da Ulus ve Vatan gazetelerinde çalışırken, ailesinin tek kızı olan İzmirli bir kadına aşık olunca buraya geliyor. Öğretmen Şardağ, Özel Türk Koleji’nin kurucuları arasında yer almış, Çamlaraltı Koleji’nde görev yapmış, Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu’nda öğretim üyesi olarak dersler vermiş. Kızı Sabah Şardağ‘ın dediği gibi, hangi görevde bulunursa bulunsun, 1983-87 arasında 16. dönem Halkçı Parti Milletvekilliği dahil, haftada birkaç saatliğine de olsa öğretmenlik mesleğini yapmaktan vazgeçmemiş. 

Aileleri kesin tanışma tarihlerini anımsamıyor ama Sabah Şardağ‘ın anlattığı gibi, meslektaş oluşları dolayısıyla, ilk meyvesini vererek başlıyor, hikayeleri: “Babam İzmir’e gelince dostlukları başlıyor. Edebiyat, sosyal ve kültürel hayat, siyaset üzerine görüşleri aynı. İlk olarak İzmir Radyosu’nu kurmak üzere bir araya geliyorlar. Babam belediyede reis muavini ve İzmir Radyosu belediyeye bağlı olarak kuruluyor. Bu radyoyu kurarken ilk yardım almak istediği, birlikte olduğu, programı hazırladığı kişi Fuat Edip Baksı.”


Özsüphandağ Yayman, D. (2004, Eylül). Türk müziğinde iki marjinal. İzmir Life.


Dergiye ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler.

Yorum bırakın