İzmir’de Saba: Semt-i dildare bu demler

Bu akşam radyomuzda 10.30’dan 20.15’e kadar devam edecek olan radyo kadınlar faslından Saba makamının seçilmiş eserlerini dinleyeceksiniz. Mehmet Kasabalı hocanın idaresinde itina ile hazırlanan fasılların, bilhassa kadınlardan ibaret topluluğu, adamakıllı pişmiş olarak karşımıza çıkıyor. Saz noksanından gayri noksanı bulunmayan bu fasıllarda bilhassa çocuklarımızdan geçmiş yılların, artık dillerde gezmeyen o güzel eserlerini dinlememiz ayrı bir sevincimizi teşkil ediyor. Yeni gelen kabiliyetli çocuğumuz Kanunî Mehmet Kutlugün‘ün de, büyük bir istikbal vadeden icra âleti ile fasıllarımıza katılması işe ayrı bir renk ve çeşni katmıştır. Zira, “Kanun” adındaki bu konuşkan sazımızın, kendine mahsus bir atmosferi olan fasıl şarkılarımızı süslemesi hemen hemen bir zarurettir. Fasıllarımıza bir de kudüm bulmak mümkün olursa işin bütün şekli iskeleti kurulmuş olur. 

Bugünkü kadınlar faslının okuyacağı Saba şarkılar, ruhlarınıza taze bir sabah rüzgârı gibi dolacak. Gelişme ve türlü makamların çeşnisinden bir şeyler alabilme kabiliyeti mahdut olan ve makamlarımızın en monotonu kalmaya mahkûm olan Saba da hüner ve üstünlük göstermek kolay değildir. Bu bakımdan dünkü bestekârların, orijinal kalabilmek, yeni nağmelerle, lâhinlerle eserlerini süsleyebilmek için en fazla ter döktükleri makam Saba’dır. Bugünkü fasılda müteveffa Yorgaki Efendi‘nin Aleko Bacanos‘un, rahmetli Hacı Arif Bey‘in klarinet İbrahim Efendi‘nin çok güzel eserleri var. Hususiyle çift miyanının ikincisinde Şevkefza açmak gibi büyük bir ustalık gösterdiğine şahit olduğumuz Hacı Arif Bey‘in şu şarkısı bir nefîsedir: 

“Nigâh-ı mestine canlar dayanmaz
Uyanmaz uykudan canan uyanmaz
Bu naz ü işveden asla usanmaz
Sabah olduğuna gûya inanmaz”

Yine bugünkü faslın en güzel Saba şarkısı da, bestekârlık kuvvetine inandığımız ve musikimizde klâsik ruha hürmetkâr olan muhterem Suphi Ziya Bey‘in insanı hayran eden sihirli nağmelerle bezenmiş şarkısıdır. Sözlerini, manasıyla birlikte yazıyorum: 

“Semt-i dildare bu demler seferin var mı saba
Dil-i hasretzedeye nev haberin var mı saba
Ben giriftar-ı elem bülbül-i efganzedeyim
Verd-i bağ-ı emelimde güzerin var mı saba
Çin-i zülfünde o şuhun eserin var mı saba”

Manası: 

“Ey sabah rüzgârı! Gönlümü alıp götüren sevgilinin semtine doğru bir gidiş yok mu? Hasret içine düşen gönlümü sevindirecek yeni bir haberin yok mu? Ben ki, bak, ne katlanılmaz acılara çatmışım, durmadan figanlar içinde yüzen bir bülbül olmuşum; emelimin bağından olsun bir kere sefer etmeyecek, geçmeyecek misin?”

Not: Yine bugünkü fasılda Bimen Şen‘in Saba şarkısının miyanesini bazı radyolarımız yanlış okuyor. Aslı ve manası şudur: 

“Gonceler açtı feminde ibtisam-ı dilberi”

Manası: Dilberin gülmesi, ağzında goncalar açılmasına sebep oldu, goncalar açtı.


Şardağ, R. (1953, Ekim 12). İzmir’de Saba. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın