Eski bir hatıra

Mikrofon ortaya çıkıncaya kadar; “Ben hanendeyim!” diyebilmek için her şeyden evvel bol ve gümrah bir sese sahip olmak lazımdı. Hafız Sami, Hafız Yaşar, Hafız Osman, Hanende Şahap, Hanende Nedim Bey‘ler böyle muhteşem sese sahip en az yirmi, otuz fasıldan okumasını bilen, eline def’i aldıkları zaman bir fasıl takımını idare edecek vasıfta kimselerdi.

Yirmi beş sene evvel, Cumhurbaşkanlığı fasıl takımından Hafız Mehmet merhumun bir gece Dolmabahçe Sarayı’nın balkonunda okuduğu gazelin Üsküdar civarında oturan dostlarım tarafından rahat rahat dinlendiğini bizzat şahit olmuşumdur.

Hepsi rahmete kavuşan bu güzide ses sanatkarları içinde bilhassa Hanende Hafız Aşir Efendi‘nin pek tatlı bir hikayesi vardır.

Ankara Radyosu’nun eski sanatkarlarından Melek Erdik‘in annesi güzel Ud çalan hanımlarımızdan Bedriye Hoşgör, henüz taze gelin…

Musikiye fazla meraklı olduğunu bilen zevci, bir taraftan da, damat eline bakmasın diye babası, mütemadiyen yeni yeni plaklar alıp getirirlermiş. Fakat alınan plaklar hep Hafız Aşir Efendi‘nin plakları. O tarihlerde Sirkeci’de piyasaya hakim ve yol üzerinde plak satan bir dükkanı var hafızın. Hep kendi okuduğu şarkılar çalıyor plaklarında. 

Bedriye Hoşgör, nasılsa bir gün yalnız sokağa çıkar ve ilk işi bir plak satan mağazaya giderek plak almak olur. Dükkandan içeri girer ve plak almak istediğini fakat katiyen Hafız Aşir Efendi‘nin plaklarından olmamasını yana yakıla dükkan sahibine iletir. Aradan bir-iki gün geçer. Bedriye Hanım kaynanasının evine Bakırköy’e misafir gider. Akşam üzeri evde bir telaş olur. Bedriye hanım bu telaşı pek önemsemez. Derken bahçe kapısı açılır ve içeriye bir-iki gün önce Sirkeci’de plak aldığı ve sıkı sıkı, “Aman Hafız Aşir’in plakları olmasın!” diye tembih ettiği zat içeri girmesin mi?.. Meğer ki plak almak için girdiği dükkan Hafız Aşir Efendiye aitmiş.

Güngörmüş ve çok terbiyeli bir zat olan Aşir Efendi istifini hiç bozmaz ve bir-iki şarkı okuması için yapılan teklifi nazik bir şekilde, sesinin hasta olduğundan bahisle, reddederek evden ayrılır. İşte bu muhterem zat da eski Beden Terbiyesi Umum Müdürü Vildan Aşir Savaşır’ın babası idi. Devrinin çok sevilen hanendelerinden ve okuduğu plaklarla satış rekoru kırmış bir üstat idi. Uzun boyu, melih yüzü, çelebi haliyle gözümün önüne geldi; nur içinde yatsın.


Şardağ, R. (1953, Eylül 20). Eski bir hatıra. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın