José Iturbi

Valencia’da dünyaya gelen Iturbi, orta halli bir ailenin çocuğudur. Annesi güzel sesli ve neş’eli bir kadın, babası hava gazı şirketinde memur olmakla beraber aynı zamanda piyano akortçusu idi. Itubri piyanoya dört yaşında başladı. Kısa bir zamanda hocası, Iturbi‘nin bir sanat devi olduğunu anladı. Altı yaşında iken Iturbi‘ye Mozart‘ın bir sonatını ders olarak vermişlerdi. Ucuz bir notadan çalışan Itubri, eserin bir yerinde melodiyi değiştirmiş ve kendi keyfine göre çalmaya başlamıştı. Hocası bu değişikliğin müzik cümlesine daha uygun olduğunu sezdi ve Berlin Müzesi’ndeki eserin aslını tetkik ettirdi. Küçük çocuğun musiki zevkinin yardımı ile yaptığı düzeltme eserin aslına tam olarak mutabık gelmişti. 

Yedi yaşına gelince sinemalarda piyano çalmaya başladı. Günde on iki saat piyano çalarak hayatının kazanıyordu. On üç yaşına gelince hemşehrilerinin yardımı ile Paris konservatuarına gönderildi ve on yedi yaşında parlak bir derece ile konservatuardan mezun oldu. 

Iturbi için şöhhret ve servet devri başlamıştı. Avrupa’nın belli başlı sanat merkezlerinde konserler vererek şöhretini arttırdıktan sonra Amerika’nın yolunu tuttu. Amerika’nın Padarevski‘den sonra en çok para kazanan piyanisti oldu. Rol aldığı yedi film onun şöhretini bütün dünyaya yaymıştı. 

Iturbi açık kalpli iyi ruhlu bir insandır. Düşündüğünü, inandığını hiç tereddüt etmeden söylemekten çekinmez. Kanada gazetecilerine verdiği bir demeçte, kadınların hiç bir zaman yüksek bir seviyeye erişemeyeceklerini söyledi. Amerika kadınları bu beyanata çok kızdılar fakat piyanosunun başına geçip güler yüzü ile çalmaya başlayınca kinlerini unuttular, yine onu alkışladılar. 

Iturbi boksa ve havacılığa çok meraklıdır. Tek motorlu ve dört kişilik uçağı ile havalarda gezmekten çok hoşlanır. İkinci Cihan Harbi başlayınca asker olup Amerika için dövüşmek istedi. Yaşı ilerlemiş olduğundan orduya almadılar, fakat iane toplamak ve askerlere hoş vakit geçirtmek için durmadan çalıştı. Iturbi beş sene evvel şehrimize gelmişti. Eskişehir sel felâketi o sıralarda olmuştu. Felâketzedeler yararına bir konser verdiği gibi kendi cebinden 2.000 lira gibi küçümsenmeyecek bir meblağ da bağışladı. 

İyi bir insan bilhassa torunları için çok müşfik olan Iturbi her yerde kendini çok sevdirmiştir. Senede 200 konser veren sanatkâr yılda 500.000 dolar kazanır. Güney Amerika turnesinde 8 konser için 100 bin dolar ücret almıştır ki, bu para halen konser hasılat rekoru addedilir. 

Chopin‘in hayatı filminde çaldığı Polonaise’in plâğından kısa bir zamanda bir milyona yakın satılmıştır. Bu şöhret ve servete rağmen Iturbi hiç şımarmamış bir insandır. Bütün zevki, sanat ve insanlığa hizmet etmektir. 


Şardağ, R. (1953, Eylül 25). Dünyanın en sevilen piyanisti: José Iturbi. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın