Şükrü Tunar

Ateş gibi müzisyen derler onun gibi çalanlara, onun için perde makam, ton ve emsali kayıt ve şart yoktur. Okunan eser sazının hangi perdesine gelirse gelsin çalar o. Hocası kendisidir. Askerliğinde ayrıldığı mızıka bölüğünde tekniğini arttırmış ve Allah vergisi istidadını da ortaya koyunca kendi sahasında dev gibi bir sanatkâr olmuştur. Eskilerin pek beğenip taktir ettiği Klârinetçi İbrahim Efendi‘ye şahsen yetiştim, Şükrü Tunar ile mukayese yapmak lâzım gelirse; terazinin gözü, Şükrü lehine çok iyi geleceği muhakkaktır. 

Tunar’ın piyasa tipinde yaptığı şarkıları da günün zevkine hitap etmesi bakımından bir kıymet taşımaktadır. Uzun boylu prozodi kaidesi tahsil etmemiş olmakla beraber yüksek musiki zevki, şarkılarını sevilir dinlenir hatta beğenilir hale getirmiştir. Hamleci bir ruha maliktir. Rahmetli Neyzen Tevfik‘in (Azab-ı Mukaddes) isimli şiirini çok yakında bestelemiştir. Eseri henüz dinlemiş değiliz, fakat etraftan büyük alâka topladığı sütunumuza gelen mektuplardan anlaşılmaktadır. 

Hususî hayatında çok cana yakın ve o nispette gözü pek bir insandır. Güzel ve cesurane otomobil kullanır, hatta millî mücadele sıralarında Edremit ve havalisinde, çok küçük yaşta iken çetecilik etmiş ve mübarek topraklarımıza göz diken düşmanlardan bir haylisini cehenneme göndermiş bir kahramandır. O günlerden bahis açılınca, gözleri dalar ve büyük bir heyecanla: 

– Allah o günleri bir daha göstermesin, fakat icap ederse şimdi daha iyi nişan alıyorum, o gün elimde eski sistem Rus tüfengi vardı. Yeni silâhlarla daha iyi muharebe edebilirim! der. 

Şükrü iki sene evvel Suriye’ye gitmişti. Şam’ın en büyük musiki üstadı, Fahri Elbarudi‘ye kendisini tanıştırdım. Evvelâ pek alâka göstermediler; fakat klârinetini eline alıp çalmaya başlayınca bütün Şam Radyosu sanatkârları “Rabbül Klârinet” diye vecd içinde kaldılar ve çok yüksek bir para ile konservatuarına hoca yapmak istediler. Fakat İstanbul’un güzel havasına ve sevdiği dinleyicilerine gönülden bağlı olan Tunar; cazip teklifleri bir saniyede reddetti. Şam Radyosu için doldurduğu plâkları daima Türk müziği saatinde çalınmaktadır. Şükrü musiki âleminde hakikaten büyük bir varlık ve yeri kolay dolmayan bir sanatkârdır. 


Şardağ, R. (1953, Ekim 23). Şükrü Tunar. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın