Tanınmış ses sanatkârı Zeki Müren‘in yıllardan beri beklenen ilk konseri için refakat vazifesini ifa etmek üzere, memleketin seçkin saz icracıları olan Tanbûrî İzzettin Ökte, Kemânî Sadi Işılay, Udî Şerif İçli ve Piyanist Vecdi Seyhun 4 Kasım akşamı şehrimize gelmiş bulunacaklardır. İzmir’in Türk musikisine karşı taşıdığı yüksek derecedeki alâkanın, Türkiye’nin en sayılı müzisyenlerine bir ilham kaynağı teşkil ettiği, onlarda mukabele hissi uyandırdığı artık aşikâr olmuş bulunuyor. Musikinin kalitesine karşı bu sütunlarda gösterdiğimiz muhabbet, ona mukabil, seviyesi düşük piyasa müziği için taşıdığımız antipati okuyucularımızın meçhulü değildir. Bu sebeple Çocuk Esirgeme Kurumu’nun giriştiği bu hem hayırlı, hem de güzel olan alâkayı bir kere daha memnunlukla anmak isterim. Kemânî Sadi bu sütunlarda bir kaç münasebetle yazdığım gibi, Türkiye’de yayı, bir kısım koyu esmer tenli vatandaşlarımızın üslubundan ve arabesk çeşninin o soğuk ciyaklamalarından kurtarmış olan adamdır. Sanatının bırakın erişilmez kuvvetini, kemana, Batı terbiyesi ile Türk üslubundan nasip almış bir tekniği ilk defa o getirmiştir. Türkiye’de “Keman” deyince ilk akla gelen Sadi‘dir. Bazı güzel besteleri ve bilhassa hocalığı çok üstün olan Şerif İçli dostumun udu da birinci sınıf kategoriye girebilecek ayardadır. Kendisinin, Zeki Müren‘in hocası olup, bilhassa bu kültürlü sanatkarımızın, Türkçe telâffuzunda görülen hayran olunacak güzelliğin ilk müessirlerindendir. Vecdi Seyhun da, son yıllarda Feyzi ile birlikte rakipsiz alaturka piyanistleri arasına girmiş bulunuyor. İzmirliler Türk musikisine ayrı zarafet katan piyanoyu üstadından dinlemiş olacaklardır.
İzzettin Ökte‘ye gelince: Yüzü gibi kalbi de ince rakik olan bu yegâne tanbur icrakarımızın bir kelim ile tanburundan çıkardığı sesleri çıkaracak bir başka hünerbaz göremem. Herkesin elinde aynı âlet, her vasıtada aynı teknik olmakla beraber, mızraplı ve yaylı tanburun telleri, onun elinde, sahibini tanıyan, seven vefalı bir arkadaş oluverir. Bir gece, sabaha karşı beni ve Mesut’u (yaman bir tanburu olan Mesut’u) ağlatan bu çocuk, Tanrı’nın bize büyük bir lütuf ve ihsanıdır. Hiç unutmam, o gece, Mesut Cemil dostum “Ah, İzzet” demişti, “Babamdan sonra tanıdığım en büyük üstat ve otorite sensin.”
İzmir, müstesna sanatkârlarla, önümüzdeki haftalar içinde müstesna bir gün yaşayacak.
Şardağ, R. (1953, Ekim 24). İzzettin Ökte, Sadi Işılay, Şerif İçli, Vecdi Seyhun şehrimize geliyor. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

