Radyomuzda fikirler stajı
Kardeşim,
İşte sana İzmir Radyosu hakkında sonuncu mektubum. Uzun zamandır birbirimizi arayamadığımız için duyduğum hasret ve sevgi hislerini de içine katarak yolladığım bu sonuncu mektupta, radyomuzun malî durumu üzerinde durmak benim için elem verici bir vazife olmuştur. Belediyemizden devlet eline intikal eden radyomuzun ilk senesinde Basın ve Yayın’ın toparlanmamış olması ve fazla bir bütçe tahsisi cihetine gidememesi belki de bir mazeret olarak kabul edilebilirdi. Fakat 1953 yılı malî bütçesinde radyomuza 55 bin lira gibi yüz kızartıcı bir tahsis yapılması müsamaha ile geçiştirilir şey değildir. Ankara’da bir veya iki, İstanbul’da dört beş as sesin bulunduğu bir vakıa olmakla beraber, diğer okuyucularla bizim birinci, hatta ikinci sınıf solistlerimiz pek kolayca başa çıkabilir kıymetlerdir. Hal böyle iken bu iki şehirde ve hususiyle Basın ve Yayın nezdinde öteden beri temeli belediyece atılmış olduğu için radyomuza pek hafiften bakmak adet olmuştur. Kendi bünyelerini ıslâh etmek için acezelerden ve çocuklardan mürekkep ıslâh heyetlerine ihtiyaç duyan bir teşkilâtın İzmir hakkında hüküm ve fetva vermeye kalkması pek zavallıca bir hareket olmakla beraber, üç radyo müzik şefinin dahil bulunduğu bir heyet çocuklarımızı imtihan etmiş, iki üç kişiyi tasfiye etmekten başka bir şey yapamamıştı. Onların taze ve orijinal seslerini usûl ve makam bilgilerini tasdike mecbur bırakmıştı; bu da malûm bir keyfiyettir.
Her ne hal ise, işte bu hafif görüşün de tesiri ile olacak, İzmir Radyosu’na ayrılan bir yıllık bütçe, bir yıllık İstanbul Radyosu müzik neşriyatı bütçesinden beş misli daha aşağıdır. Bu 55 bin lira ile değil yalnız müzik neşriyatını, bir yıllık radyo masraflarını karşılamaya mahkum olan İzmir Radyosu müdürünün, radyoculuk ihtisasından evvel sihirbazlık ihtisası yapmış olması lâzım gelmez mi? Hal böyle iken şehrimiz radyosunun başına getirilmesi için mükerreren sana tavsiye, hatta ricada bulunduğum radyo müdürünün elindeki bütün imkânları kullandığı, yaşının üstünde olgunluğa sahip olan dirayetli bir müzik şefinin destek oluşu sayesinde neşriyatı renkleyebildiği de bir vakıadır. Fakat neden unutuyoruz ve nasıl unutabiliriz ki bugünkü müsbete yakın neticede Türk musikisi solist ve icracılarının büyük hissesi olmuş, onların fedakârlıklarıyla bu güzel netice elde edilmiştir. Bir icracı düşünün: Her gün bir defa fasıl, ortalama üç defa sololara iştirak ediyor. Ayrıca her solonun provasında ayrı ayrı bulunuyor. Bütün bu hizmetlerine karşılık aldığı gündeliği -seans ücreti demeye utanıyorum- beş, bilemediniz yedi buçuk liradır. Birinci sınıf bir solist tasavvur edin. Haftada iki defa soloya girer. Her gün derslere yetişir. Ayda eline geçen para, vergiler kesildikten sonra 120 lira dahi değildir. Zamanımızda beden işçiliği için bile beş veya altı lira amele yevmiyesi ödenirken bir sanatkâr veya namzetine reva gördüğümüz bu muamele Isparta devrinin o cezrî terbiye anlayışında dahi yoktu, Devlet, hacmi ne nispette küçük olursa olsun, eline devraldığı bir radyoya asla üvey muamele etmez. Alâkalılara, milletvekillerine bu ihtiyaçları alâkalı dairenin duyurması lâzımdır.
“Efendim, İzmir Radyosu küçüktür!” Peki ama, onun sanatkârları küçük değildir ki.. Ve hele mideleri, zevkleri, maddi ihtiyaçları da hiç küçük değildir. Benim bildiğim Halim kardeşim, adı gibi halimdir. İyi kalplidir. Bir defa yapılan ikazı kavrayacak inceliğe sahiptir. Ama türlü tesir ve baskılar, her kafadan çıkan sesler dolayısıyla kendini veremediğin radyo davalarından, hiç olmazsa birisine, İzmir Radyosu’na yeni yıl bütçesinde vaziyet etmeli, teklifi ona göre hazırlamalı ve ihtiyacı İzmir’i temsil eden milletvekillerine duyurmalısın! Bu suretle, her şeyden evvel Basın Yayın vazifesini yapmış olacak, burada çalışanlara şevk gelecek ve hele idarecilerine, zekâlarını kullanma yanında biraz da nefes alma imkânı hazırlanmış olacaktır.
Şardağ, R. (1953, Ekim 31). Basın Yayın Umum Müdürü’ne İzmir mektubu. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

