Bu akşam

İşte bir yeni şehir. Fakat yeni, eski ne olursa olsun şiir. Şiiri, mutlaka eski şekli hastalığında bulanların seyrek, gizli ve yarım kafiyeli olan bu manzumeden bir şey anlamaları mümkün olmadığı gibi sinirlenmeleri pekalâ mümkündür. Halbuki aşağıdaki Metin’den de öğrenileceği üzere mısralar kırılmış, kafiyeler dağıtılmış, eski imajlardan tamamen uzaklaşılmıştır. Ama ben diyorum ki, bu mısralar, şekli hırpaladığı (deformation) için de şiir olmuş değildir. Şeklin veya şekilsizliğin ötesinde duran, kelimelerin sihirkâr bitişmesinden, sıcak bağdaşımdan doğma bir cevher var ki elinizdeki kazma ne olursa olsun, şiir bu cevherdedir; bu cevheri keşfedebilmektedir. Doğan Gün adında, ismini ilk defa duyduğum bu genç, akşamüstü veya akşamüstüleri, belli belirsiz bize eksikliğini hissettiren hüznü, bir anda ruhlarımıza doğru kaydırmış. “Bu akşam” şiirini, benim gibi, klasik şiire hayran olan dostlarım, iyi niyetlerini zevklerine rehber kılarak okusunlar. Öyle sanıyorum ki beğeneceklerdir. Hoş, güzel sanat mahsulünün bizden takdir beklediği de yok ya! İşte pekalâ, bu meçhul şair gelmiş, yalnız geçen akşamların yetimliğini benimle paylaşıvermiştir.

Bu akşam

Ne o?
Bir şey var bu akşam!
Eski mahalle arkadaşı,
Bir adet Kavaklıdere,
Hiç de basık değil odam.
Gönlüm hazır,
Sofra tamam, 
Ama omuz başında boşluk,
İçimde bir şey noksan..
Ne o?
Bir şey var bu akşam!


Şardağ, R. (1953, Kasım 2). Günübirlik/Bu akşam. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın