İzmir Şarkıları

İstanbul’un Boğaziçi âlemlerini her devirde yâda getiren ta Hafız Post‘lardan Dede‘lerden bu tarafa akarak, ruhlarımıza geçmiş devirlerin hüzünlü hatıralarını sihirli melodilerle dolduran şarkıları düşünürken aklıma İzmir, güzel İzmir’imiz geldi. Hani onun için yazılmış, bestelenmiş şarkılar? Karşıyaka, Kadifekale, İnciraltı, Eşrefpaşa, Bornova semtleri, hatta bu sayfiye bucağı pekalâ şair ve bestecilerimize ilham kaynağı olabilir. Gerçi bu yerlerin, henüz İstanbul’un ve hususiyle Boğaziçi’nin Beyoğlu, Harbiye ve adaların tabiatı ve dekorunu süsleyen hayat ve yaşama cepheleri gibi kuvvetli bir tarafı yok. Fakat son bir kaç yıl içinde nakil vasıtalarının çoğalışı, NATO’nun karargah kuruşu, yollarının tamiri, sayfiye evleri ve plâjların kurulması ve nihayet yaşama azmi olan bir sanatkârın yaratma gücü de düşünülürse güzel şehrimiz için de bu gibi eserler verilebilir. Yani tanınmış romancılarımız, İzmir’imizin muhtelif bölgelerini eserlerine mevzu edinmişlerdir. ama musikimiz henüz bu bakımdan susuyor. Türk musikisini alaturka adı verilen dalında Hıristaki Efendi‘nin Yürük Aksak usûlünde ve Hicazkâr makamında bestelenmiş bir şarkısı vardır. Radyolarımızın fasıl heyetlerinde hâlâ okunmakta şehrimizden aldığı dostluk selâmını her gece nağmeler halinde öteki şehrimize iletmektedir: 

“Karşıyaka’da İzmir’in gülü
Seyran ediyor elinde mülü
Beri yakada gönül bülbülü

Ne garip garip öter yuvada
Ne hazin hazin uçar yuvada”

diye giden, söz olarak pek cılız, fakat nağmeleri cana yakın olan bu şarkıdan başka, folklor mahsulü olan Aksak usûlünde bir de Zeybek türküsü var; hep bilirsiniz:

“İzmir’in içinde civanım aman vurdular beni
Al kanlar içine yelelellim aman koydular beni”

diye devam eder. 

Devlet Demiryolları Sekizinci İşletme Müdürlüğü eski Başhekimi muhterem dostum doktor Muzaffer Atabek‘in içinde sevgilisini İnciraltı plâjına çağıran ve rodyamuzda bir zamanlar Selâhaddin Özgü‘nün okumakta olduğu bir şarkısı vardır. Keza rahmetli Yanıkoğlan‘ımızın Karşıyaka’nın güzelliğinden bahseden henüz bestelenmemiş bir kaç şiiri vardır. Öte yandan Batı tekniği içinde bir değer saydığım Karşıyakalı Mihter Çelebi, bir tane Karşıyaka için bir de İzmir’im adın da olmak üzeri iki küçük kompozisyona sahiptir. Her ikisi de zevkle dinlediğim, halk müziğinin ve mahalli Ege havalarının ağır basan atmosferi içinde bestelenmiş bulunan bu eserden gayrı bir eser hatırlamıyorum. Hatırlamamak mevcut olmadığını iddia etmek demek olamayacağına göre bu hususta beni tenvir edecek okuyucularıma teşekkürleri şimdiden sunuyorum. 

Gönül istiyor ki İzmir’imizin de namı asırlardan asırlara, şehirlerden şehirlere, gönül dili ile söylensin dursun!


Şardağ, R. (1953, Kasım 19). İzmir Şarkıları. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın