Dünyanın ünlü opera bestecilerinden Giacoma Puccini, müzik tahsiline babasının zoru ile başlamıştır. Hiç sevmediği orgun başına geçip çalışması için hocasından bir hayli dayak, babasından azar işitmesine rağmen hiç hoşlanmadığı kilise havasından yakayı kurtarmak için yapmadığı haylazlık kalmamıştı. Hali vakti yerinde olan babası onu çalıştırmak için orgun tuşları üzerine altın paralar koyar ve bu paraları almak için parmaklarını uzatan Puccini bu suretle müzik seslerine alışmaya başladı.
Çocukluk devresi geçip hayatı anlamaya başlayınca, kilise musikicilerinden yakasını kurtararak besteciliğe başladı. İlk eserleri hiç ümit verici değildi. Arkadaşlarının kazandıkları mükâfata karşılık Puccini’nin ilk iki operası derece alamadı. Buna rağmen azminden bir şey kaybetmedi ve çalışmalarına devam etti ve sebatının mükâfatını gördü.
Tosca, Madam Butterfly operalarının kazandığı şöhret besteciyi bir hamlede arkadaşlarından daha ileri ulaştırmıştı. artık şöhret ve servetin yolu açılmıştı. Operalar birbirini takip etti. Puccini, yalnızlıktan pek hoşlanırdı. Çamlar arasındaki villasında sevdiği arkadaşları arasında yaşar Pazar günleri briç oynar ve yorgun dimağını dinlendirirdi. üstada şöhreti ve yakışıklılığı bir hayli aşk hayatı yaşamasını sağladı, bilhassa evli kadınlar arasında bir hayli flörtü bulunan Puccini, bunlar arasında Elvira isimli evli bir kadınla on sekiz sene yaşadı. Elvira’nın kocasının ölümünden sonra evlendiler. Puccini buna rağmen ufak tefek kaçamaklar yapmaktan kendini alamadı.
Puccini’nin eserleri devrinde de şimdi de münekkitler ve müzikologlar tarafından tenkite uğramıştır.
Kullandığı nağmelerin hafif ve zayıf olduğu iddiası daima hatırlarda yaşamış olmakla beraber dünyanın her tarafında daima sevilip taktir topladı. Puccini daima halkı anladı ve eserlerini halk için yazdı. Münekkit ve tarih onun için kuru dedikodu olarak telâkki edildi. Puccini’yi seneler haklı çıkarttı. Bugün dahi dünya üzerinde en çok dinlenen ve temsil edilen operalar içinde Puccini’nin operaları ön safta gelmektedir.
Puccini 67 yaşında iken Turandot adlı bir opera bestelemeye başladı. Eserin yarısında hastalandı ve eserini ikmal edemedi. Puccini’yi muayene eden doktorlar, hastalığını vehametini anlamışlardı. Puccini’ye radyum tedavisi yapmaya başladılar. Hastalık bir ara durur gibi oldu. Bütün sevenleri, sevinmişlerdi. Fakat ece, onun yolunu kesmişti. Tümörün iyileşmeye başladığı bir sırada kalp sektesi onu ebediyete götürdü. Eseri gün geçtikçe daha sevilip taktir görmektedir. O devrin münekkitleri sağ olsalardı herhalde yazdıkları tenkitlerden yüzleri kızarırdı. Sanatkar eserini ebediyete kadar götüren insan olduğunu dünyaya ispat etti büyük Puccini…
Şardağ, R. (1953, Kasım 25). Büyük bestekâr: Puccini. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

