Aldım cevabımı

Müren’in evvelki günkü konserinde keman taksimini dinlediğiniz değerli dost ve kardeşim Sadi Işılay‘la konser günü geçmiş tatlı bir sohbetimiz ve bahisleşmemiz olmuştur. Konservatuvarlı bütün sanatkar arkadaşların bulunduğu bir öğle yemeğinde be demiştim ki: “Senin yaptığın keman taksimlerini, İstanbul’da muharrirlik ve musiki tenkitleri yapan bir zat Rast yaptı, sonra Uşşak’a geçti…” kabilinden izaha kalktı diye “Ben böyle bir şey yapmadım” sözleriyle mukabele etmişsin. “Taksim yaparken makamlardan makamlara intikalden, haydi senin şuurlu olarak haberin var diyelim; yaptığın diğer nüanslardan o esnada haberdar mısın? Sözlerime de Işılay: “Peki bir dinleyici olarak” dedi, “Sen tefrik edebilir misin?” Galiba evvelki gece o bana ve benim gibi düşünenlere sanatıyla en susturucu cevabını verdi. Ruhunun zaptedilmez iştiyaklarını, tahassür ve elem diyarlarına muhabbet ilkelerine gönderdiği selamlarını damla damla içirerek benliğimizi sarhoş eden taksim, Sadi de, o Türkiye’nin primo kemanında perşembe gecesi öyle bir mertebe kesbetti ki salonu adeta ilahi raşelerle sarstı. 

Değerli sanatkar Zeki Müren‘in hararet içinde bitirdiği Mahur şarkıyı müteakip keman birden bire acı çığlıklarla Mahur tepelerine tırmandı. Dönüş Hüseyni’ye doğru umulmadık bir düşüşle vuku bulmaz mı? Hele hele o daği dolaşmalar… Aman Yarabbi, keman kendini bildi bileli Türk musikisinde bu çeşit bir dağî’ye peyrevlik etmemiştir. Sen misin dağîde pitoresk bir gezintiye çıkan? “Al sana” dedi. Sadi, “Gör Saba!”. Müthiş bir rücu ile Saba’ya dönüş, sonra, aynı makamın birden bire kayalarına melodik bir incelik ve hüzün içinde kayış, sonra sonra o Segâh Maye’de karara doğru ilerleyen ivicaclı (inişli çıkışlı) ve çetin gezinti… Ya Muhayyer’in en dik sırtlarında bir açış gösterip anî olarak Segâh’la cilveleşmek… Ve bundan sonrası.. Evet, bundan sonrasını benim şu kör topal makam hafızam ve bilgim toparlayamadı. Şaştım, kaldım. Onu tekrar Mahur’a ödndüren en sonuncu gezintiler, nağme dediğimiz şeyin en küçük nüansları idi. Sanki, bu ömrü uzun olası dostum, kendisine bigâne kalışımdan kederli bir ifade içinde bana sitem eden kardeşim gündüzki konuşmama cevap vermişti ve “Al işte cevabını!” sen tesbit ve takip et bakalım makamları demişti.


Şardağ, R. (1953, Kasım 28). Günübirlik/Aldım cevabımı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın