Dün radyomuzdan bir sanatkar dedi ki: “Efendim, dikkat ettim; Münir‘i de övüyor, Nevin, Zeki Müren, Dr. Alaeddin Yavaşça‘yı da aynı şekilde çok yükseltiyorsunuz. Gerçi kullandığınız kelimeler ve tabirler başka başka ama..”
Bu samimi konuşma diken gibi ruhuma battı. Zira hakikate yakın bir tenkitti. Gerçekten ben bu sanatkarların hepsini seviyor ve taktir ediyorum. Değişik kelime ve sıfat kullanarak da olsa sonunda hepsini övüyorum. Aklıma şu anda geliveren bir güzel misali ve hatıramı zikretmek isterim. Yüksek mektepte iken bir askerlik hocamız vardı. Hoş, zeki bir insandı. İkinci cihan harbine takaddüm eden günlerde birgün bir arkadaş, hiç unutmam, kendisine: “Hocam” dedi, “Dünyanın en kuvvetli askerî devleti hangisidir?” Hocamızın verdiği cevap şu oldu:
-“Efendim, Amerika teknik üstünlüğü ve zengin kaynakları ile başta gelmektedir. İngiltere stratejik imkanları ve büyük donanmasıyla en başta bir kuvvettir. Almanya, halen dünyanın en korkunç akara ordularına sahiptir. Rusya, içinin bütün kofluğuna rağmen iptidai kaynakları ve geniş toprakları ile düşmanlarının ikmal imkanlarını perişan edebilir. Japonya’nın ırklar davasını iflâs ettiren müthiş ve ihtiras içinde çırpınan korkunç bir kuvveti, nüfusunu yeni sahalara yayma ateşi malumdur. Mussolini‘nin İtalya’yı her şeye rağmen büyük bir deniz devleti yaptığı…”
Gülüştüğümüzü gören ve zeki askerlik hocamız derhal ikaz ve işarette bulundu:
– Sakın yanlış anlamayın beni. Şimdi siz “Kuvvetli devlet bırakmadı” diyeceksiniz ama, iş öyle değil. Sözlerime dikkat ederseniz her devletin kuvvet ve hususiyetinin ne noktalarda olduğunu da cümlelerimin arasına sıkıştırmış bulunuyorum.
Bu değerli okurum -ki adının yazılmasını istemiyor- beni de anlasın istiyorum. Münir’i şüphe yok ki kuvvetler muvazenesini alt üst eden bir değer olarak tanırım. Fakat düşünün, ben ondan sonra kaç esaslı değerden bahsettim? Sadece Dr. Yavaşça‘dan Zeki Müren‘den, Nevin Demirdöven‘den. Halbuki geride Safiye, Sabite, Müzeyyen, Emin Gündüz, Müjgân Akçeli, Güler Özgeçit, Saime Sinan, Suzan Yaman, Güyer’ler, Sevim Tan gibi parlak kıymetlerimiz. Hele Emin Gündüz gibi muhitini bulursa memleketin yegâne as sesi diye alkışlayacağı kıymetlerimiz de var. O yazılarımdaki meth kadrosunu dar tuttuğuma dikkat etmeyen sayın okurum, bir taraftan da, tıpkı askerlik hocamız Hadi Bey gibi, her sesin vasıf ve hususiyetlerini ayrı ayrı belirttiğime de dikkat etmemiş. Kendisinin beni takip etmesini, değer verdiğim solistlerin hususiyetlerini birbirine karıştırırsam o zaman bu sütunların sahibini uyarmasını rica edeceğim.
Şardağ, R. (1953, Aralık 1). Bir okuyucunun sitemi/Emine Gönülden sağolsun da. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

