Gariplik

İzmir, kaç gündür, Zeki Müren adındaki o irfanlı ve üstün gencin tutuşturduğu ateşten nasipli; yanıp gidiyor. Ne var bu seste? Hüzün dedik; başkalarında da var. Usul, nizam desek; bu erkân, bu yola hep riayet edilmede. “Ben şarkı söylüyorum, haberiniz olsun dostlar” der gibi tavır takınmak yok; güzel ama, bu kadarı, Zeki Müren olmak için kâfi değil ki? Samimiyet var ya! Öyle ama, İzmir’de bu derece sarsıntı uyandırabilmek için onda, hakikaten özel bir incelik teşkil eden samimiyet de yetmez.

Gariplik efendim, gariplik!.. Her milleti, şu dönen tekerlekte, bir sıfatla anmak gerekirse Türk için “Garip millet” demekte hiç tereddütümüz olmamalı. Bizim aslımız ve kökümüz olan mazlum Anadolu’ya baksanıza! Hâlâ bu asil ülkeyi bir kayanın üstüne tünemiş, kepeneği altında bükük boynu ile kıvrılmış o tertemiz çoban temsil ediyor. Bir çoban ki, insanlığının payesi altınla ölçülemezken, tek yumruğu içinde devirleri yerinden sarsmış olanların gücü saklı iken, işte böyle duruşu ile, şiiri ile, türküsü ile gariplik içindedir; kendi vatanında kendini garip sanmaktan derin bir haz duyar: 

“Gurbet elde baş yastığa gelende, 
Gayet yaman olur işi garibin.
Gelen olmaz, giden olmaz yanına; 
Bir çift çalı, kara taşı garibin.”

Zengini, fakiri, şehirlisiyle garipliği, bir saltanat hırkası gibi eğnimize geçirmiş bir milletiz. Klâsik Türk musikisi gariptir. Hatta bizim Adnan’ın modern oratoryosu, Yunus kadar biçare ve gariptir.

Eski şiirimiz garip, eski minyatürümüz masum ve gariptir. Dikkat edin, bu millet ders verir gibi yüksek tonla konuşandan değil, susandan veya susar gibi konuşandan yanadır. Gülenden değil, ağlayandan yanadır, sahipliden değil, sahipsizden yanadır. Yakmıştan değil yanıktan yanadır. Kuvvetliden değil, zayıftan yanadır. Bu sebepledir ki her tabakadan halkımız büyük nispette Zeki Müren‘den yanadır. 


Şardağ, R. (1953, Aralık 1). Günübirlik/Gariplik. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın