Bir okuyucum soruyor: Musiki günah mıdır? ilahi nedir?

Bir okurumdan aldığım mektupta enteresan bir soru ile karşılaştım: “Musiki günah mıdır?” ve “İlahi dediğimiz şey nedir?”

Hemen haber vereyim ki zamanımızda, musikiyi günah sayan (bir kaç yobaz müstesna) bir kimsenin bulunacağını sanmam. İslâmiyet’i kabul eden Türkler, klâsik şark musikisini öteki milletlerin erişemeyecekleri bir teknik ve lahin seviyesine ulaştırdıkları zaman, musikiyi dine de sokmuş oldular. Her mevzuda olduğu gibi hür düşünceli Türk, Müslümanlığın da gelişmesini sağlarken dini musiki diye, bir de musiki branşı meydana getirdi. Türklerin İslâmiyet’ten önce mensup oldukları çeşitli dinlerde musikinin, raksın büyük bir mevki olduğu için onlar, Müslüman iken de musikiye karşı sempatik ve anlayışlı kaldılar. Hatta bizzat Müslümanların yüce peygamberi güzel sese hayrandı, musikiyi çok severdi. Kur’an’ın bir usûl ve ahenk içinde okunmasını bütün yakınlarına adeta emir buyurmuştur. Kur’an dediğimiz o mukaddes kitabımızın tecvit ve kıraat ile okunması bu emir yüzündendir. Kur’an’ı kaide ile okumak bir musiki amili değil de nedir?

Sayın okurumun bir defa bu bakımdan musikinin günah olmamasına inanmasını isterim. Nerede kaldı ki ses ve çalgı musikisini dinlerken Ulu Tanrı’ya biraz daha bağlanmak veya hiç olmazsa dünyanın ikbal, rüya, sunilik ve gill ü gışlerinden (kin ve düşmanlık) sıyrılmak hiç de günah değil, tersine olarak bir fazilettir. Türk şairleri Tanrı’ya, Peygamberimize müteveccih eserler yazdıkları gibi, bunları bir usûl ve nizam içinde besteleyenler de çıktı. İşte on üç ve on dördüncü asırlardan kalma, bestekarları meçhul dini eserler meyanında, ilahiler var. Mevleviliğin, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî kanalıyla bütün Anadolu’ya yayıldığı bu sıralarda rebap, ney, kudüm gibi sazlar da görünmeye ve ilahilere refakat etmeye başladı. 

Sayın okurum soruyor: “İlahi ne demektir?” ilahi, mevzuunu ve ilhamını dinden alan, sözleri ve bestesi Tanrı’ya, onun sevgilisine veya Muhammed’in yakınlarına çevrilmiş bulunan, en mütekâmil kısmına zikir ve rakslara refakat ederken rastladığımız, ayrıca camilerde, hususiyle Ramazan aylarında ve mevlîdlerde de okunan bir musiki şeklidir. En kuvvetli ilahiler on altıncı asırdan kalmadır. İlahiler usûl bakımından en ağır usûllerle bestelenmiş olanları da vardır. Bilhassa zikir esnasında okunan ilahiler, ağır ikalarla başlar, sonra yavaş yavaş en kıvrak usûllerle bestelenmiş ilahilere yerini terk ederdi. 

Dini musikimizin ayin, sema musikisi, tevşih, na’t gibi daha bir çok şekilleri vardır ki ilahi bunlardan sadece bir tanesidir. Şunu da hemen haber vereyim ki şehrimizde de görüldüğü üzere, mevlîdlerde okunan, maalesef makam, usûl bilgisi kıt, hıfzdan mahrum kimselerin, ağız birliği ile perişan eyledikleri ilahilerimize yanmamak ne mümkün.


Şardağ, R. (1953, Aralık 9). Bir okuyucum soruyor: Musiki günah mıdır? İlahi nedir?. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın