İşte İzmir’in en çok sevilen sanatkarlarından biri olan sempatik kara elmasımız: Kemal Mısırlı. Kemal yalnız sesinin değil, sohbetinin de tatlılığıyla meşhurdur. Karşıyaka’da Kemal’i tanımayan var mıdır? Bizim kara elmasımızın tipi, o kadar dikkati çeken bir tiptir ki, bin kişinin içinden bile onu farkedebilirsiniz.
Kemal’de, musiki merakı doğuştan başlamış, daha ilkokul sıralarında iken dikkati çeken sesini, İstanbul’a gittiği sırada konservatuvar icra heyetine devam etmek suretiyle kılığa sokmuş ve orada tanınmış üstatlarımız; Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Fahri Kopuz ve Dürrü Turan‘dan ders almış. “İlk konserimi Şişhane Gazinosu’nda verdim.” diyor. “İlk okuduğum şarkı da Eviç makamından olan, ‘Şahane gözler’ şarkısı idi.”
– En çok hangi şarkıyı seversin Kemal?
– En çok sevdiğim şarkı, Selâhattin Pınar’ın, “Aşkınla sürünsem, yine aşkınla dirilsem” şarkısıdır.
– Okuyucu olmasaydın ne olmak isterdin?
– Haaa, balıkçılığa ve denize çok düşkünümdür. Emin Gündüz ve Alâeddin Şensoy ile birlikte sık sık balığa çıkarız. Okuyucu olmasaydım herhalde denizci olmak isterdim.
– Başka nelere meraklısın Kemal? Hususi hayatında nelerden zevk alırsın?
– Sorma. Akasyalar Bahçesi’ne gidip nargile içmeye bayılırım.
Sanatkarımız aynı zamanda evine çok düşkün bir aile reisidir. Kemal’in biri 2, diğeri 3 yaşında Fatih ve Ümit adlı iki oğlu olduğunu biliyor muydunuz?
– Hiç unutamayacağın bir hatıran var mı Kemal?
– Eh birader, bir tane var ki daha kırk yıl yaşasam aklımdan çıkmayacak. Bir gün eve sarhoş gelmiştim. Kaynanadan öyle bir dayak yedim ki, ne sen sor, ne de ben anlatayım.
Kemal hayatında bir kere aşık olmuş; evlenmiş. Bunları anlatırken yüzünün ifadesinden hakikaten bekarlığın sultanlık olduğu anlaşılıyor.
– Meslek hayatına ait enteresan bir hatıranı anlatır mısın?
– Bir tane var. Konya’da Müzeyyen Senar ve İsmail Dümbüllü ile konserden çıkmış, otele dönmüştük. Şerif İçli, Hakkı Derman ve Şükrü Tunar‘la beraber oturuyorduk. Birdenbire elinde koskoca bir parabellum tabancası olan bir karış sakallı herifin biri içeri dalmaz mı? Herif belki yarım saat bizi ne kılıklara soktu, neler yaptırdı; hatırladıkça hâlâ gülerim. Ben tek başıma tabanca korkusu ile belki yarım kilo domates yedim. Herif bize bin türlü maskaralık yaptırdıktan sonra takma sakalı çıkarınca ne görelim? Konya’da tanıştığımız Remzi Bey adlı samimi bir ahbabımız değil miymiş?
– Aşkı nasıl tarif edersin Kemal?
– Enternasyonal bir hastalık.
– Kadın hakkındaki fikrin?
– Bir muamma.
– Hangi tip kadından hoşlanırsın?
– Esmer, balık etinde, siyah gözlü, siyah saçlı ve neşeli kadından hoşlanırım.
– Spora meraklı mısın? Hangi spor kulübünü tutarsın?
– Boksa çok meraklıydım. Hatta Beşiktaş kulübünde iki üç sene çalıştım. Ama dayak yiye yiye merakım geçti. Spor kulüplerinden Karşıyaka ile Beşiktaş’ı tutarım.
Kemal okuyucularından bir hayli mektup aldığını söylüyor. Ekseriya şarkı ve resim istiyorlar, ara sıra da ilân-ı aşk ediyorlarmış.
Sualler biraz fazlaca uzadığı için kıymetli sanatkarın sohbetine doyamadan teşekkür ederek ayrılmak zorunda kaldım. Radyoevinden uzaklaşırken, “Bunu saymayız, yatıya gel, yatıya…” diye sesleniyordu.
Şardağ, R. (1953, Aralık 10). Kemal Mısırlı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

