Vaaz dili

Büyük camilerimizden birinde vaaz dinleyen, memleket meselelerine karşı hassas dostum Esrigün’ün temas ettiği bir nokta beni de hayli düşündürdü: Vaizlerimiz hâlâ en koyu ve ağdalı medrese ağzı ile konuşuyorlar. Nitekim bu cuma günü, bine yakın Müslüman’ın ibadete koştuğu bir camimizde ben de vaaz dinledim. Hoca Efendi konuşuyor: “Bîşekk ü bînazir” aman hocam, “şüphesiz, şüphe götürmez, benzeri, eşi yok” desek olmaz mı?

– “Efdal-i mahlûkat olan insanı..” A hocam, otuz beşinden aşağı yaşta bulunan nesiller bundan ne anlasın? “Yaratılmış olanların en faziletlisi” nemize yetmiyor?

– “Hubb-i din, hubb-i vatan…” Peki ama, “Din ve vatan sevgisi” desek olmaz mı?

– “Tathirat-ı bedeniyye”yi bırakıp, “Vücut temizliği”ne, “ekâbir-i devran ve azim-i milllet”i bırakıp “devrin, milletin büyükleri”ne dönelim be hocam!

Dinde bir terbiye olduğuna, bu vaazları dini terbiye esasına dayandığına göre hükûmetin, hususiyle Milli Eğitim’in camilerimizde verilen bu çeşit vaazların her şeyden önce dili ile meşgul olması lazımdır. Az okumuş, hiç okumamış vatandaşları, okumuş vatandaşların yeni nesle mensup olanların acıyan ve koruyan Allah’ın dininde pürüzsüz tekâmül ettirecek olan şey, unutmayalım ki her şeyden önce dildir. 


Şardağ, R. (1953, Aralık 13). Günübirlik/Vaaz dili. Ege Ekspres Gazetesi, s. 6. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın