Fransız Şiirinden Çeviriler (5)

Jean Moréas(1856-1910) Moréas'tan SeçmelerAkıp gidin, Uzaklaşın benden hüzünlü anlarEy öfke, ey pişmanlıkEy beni, birkaç zaman Ölülerimle sarmaş dolaş eden hatıralar.  İncecik patikalar,Çeşmeler, duman duman..Yabani konduların belirsiz ışıkları,Rüzgar sesi, iniş sesi,Kuyu kuyu mağaralar.. Böcekler, tırtıllar, güzel nişanlılar;Karınca gibi çok, Kıpır kıpır olan herşey..Bırakma, kovma beniEy doğa tanrısı, bugün;Ocağına düşmüşüm. * N'etmeli,Gülün kurum satışını n'etmeli?RüzgarYapraklarını savuracak olduktan kelli. N'etmeli,Bu zekâ [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (4)

Jean Moréas(1856-1910) Belle Lune Güzel aySeviyorum seni, böyle pırıl pırıl;Işıtırken, tembel bir limanın çelişik direkleriniVe hayal ediyorum okşadığını, bu ışıkların, Köhne parkta dayandığım mermeri Seviyorum taze ışığını, uçuk güzelliğini,Ne hoşsun gümüş kumlukta, göl kıyısında,Engin gecelerinde, bu sonsuz ovanınVe sevgili Paris'inde, ocak başındaKöz başında. Été tous les... Ey yaz! Mevsimin taşıdığı bütün arzularBaharınkiler gibi yitirdi tadınıAllahaısmarladık ılık [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (3)

Jean Moréas(1856-1910) Je viens de mal... Ey gül, kurumlu* gül; Işığın parlak, gerçi şanın yüce;Pırıl pırılsın, tek başına; Yeşil otlardan bir demet içinde.Rahatı dile getiren bir göz gibisin ama, Bir çift acı sözüm var sana: Kuzey kentlerinde başıboş dolaşırkenBir gün, gotik bir kapının duvarına karşı oturmuş,Seyredeceğim seni. Ölüm ve yağmur saçan rüzgârda titrerken Görüneceksin bana, Daha solgun ve hayalsi. Demeyin bana, Söylemeyin, Hayat [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (2)

Jean Moréas(1856-1910) O ma lyre... Ey lirim, kaldıralımBir tabut gibi üstümüzü örten tozu toprağıVazgeç artık, dinleme, Bu koyu koyu ağıtları. Yok yok, yansıtmalısın,Sert acılardan doğma üzgüyü, lir, Yalan olmayanDenizlerin masal kuşu sen değil misin?Ki rahatlıyorsun, Her sızlanışında dalgalardan.  Kasım rüzgârıyla soyut, Duruk bir hüzünle düşünüyorum;Orman kıyısında kurulu bu küçük kasabada.Uzakta, ocak başında yün örer bir ihtiyar, Gecelerden doğma çabada. Ey [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (1)

Jean Moréas(1856-1910) Les Roses Sevdiğin güllerin dökülüyor yaprakları Bir bir.Mevsim boyu, sarı filizler öyle kalacak değildir.Biraz soluk aldırdı tatlı esen Batı rüzgarı.Ama bu oyunu oynayanIrmakları taşıran hoyrat Kuzey rüzgârı Neyinize gerek sizin,Sevinç tanrısının seslenişi,Bilmiyor musunuz ki, Melal tanrısına özgü, çalgıyıEline verseniz de Delilik sayarım çalmayı Lerre Que.. Gene örtüyorsun sarmaşık,Çobancıl bir iyilik ve şefkatle yıkıları,Hele ne seviyorum seni [...]

Devirler Açan Zola

Émile François Zola(1840-1902) 1840'dan onun ölüm tarihi olan 1902'ye kadar uzanan bir hayat, Zola için pek basit, pek kısa ve pek ömürsüz olur. Fakat bu altmış iki yıllık ömrü kaplayan çağ ve bu çağın Fransa'sı sosyal ekonomik dalgaların birbirini hırpalayan tazyikleri altında kıvranmadadır. Bu devir, aristokrasinin yıkılıp yerine hakir şehir çocukları sınıfının geçişini, 1789 idealist [...]

Yüzüncü Doğum Yılında M. Emin Yurdakul İçin

Mehmet Emin Yurdakul(1869-1944) O, sanatını ülküsüne adamış, halka dönük, altın kalpli bir insandı. “Vatanda hür ve mesut ömür sürmek bir hakken, esir olmak, mazlûm olmak, sefil olmak, bu neden?” diye başkaldırıyordu. Yurdakul’u, hırsızların, müstebitlerin, topraksız köylüyü soyan ağaların, İslâm dinini gerçeğinden uzaklaştıran sahte adamların, uygarlık düşmanlarıyla, sömürücülerin, köylüyü ezenlerin karşısında buluruz. Doğumunun üzerinden yüz yıl [...]

Edebiyatımızda Acıma Hissi

Bu duyguya Tanzimat Edebiyatı'nda rastlamaktayız. "Fakat nasıl bir acıma, ne şekil bir merhamet?" diye kendi kendimize sormamız da mümkündür. Garp kültürünü ilk ışıklarını, akis hâlinde de olsa, eski edebiyatımızı tanıtmıya çalışan tanzimatçılar, muhtelif edebî eserleriyle de merhamete benzer duygularını anlatmıya çabalamışlardır. Hakikatte, merhametten, bu büyük insanlık vakfından hâlâ nasibini alamıyan edebiyatımız zahirî bir merhametlilik içinde [...]

Divan Şiirinde Öz Türkçe

Kişisel görünüşümüzle "Klâsik" adını veregeldiğimiz Tanzimat'tan öncesi şiirimizde, sık olmasa bile dikkatten kaçmıyacak öz Türkçe kelimelere rastlanıldığı bir gerçektir. Burada, uzun düşünce çatışmalarına yer verecek olan dilimizdeki yabancı dil baskısının neden'i ve niçin'i üzerinde durmıyacağız. Fakat başka sebeplerle yaptığımız incelemeler arasında, bu sararmış yapraklar içinde dilimizin katkısız, öz kelimelerine büyük rahatlıkla yer verildiğini görüyoruz. Bir [...]

Hayyam’ı Saran Rüzgâr

"Her gün diyorum, etmeliyim içmeye tövbeCam içre dolup taşmış olan bâdeye tövbeLâkin bakarım, her yana gül mevsimi gelmiş...Tanrım, edeyim bari, derim; tövbeye tövbe." Ömer HAYYAM Hem bizim gibi de değil o; göklerin ilmini de yapmıştır. Başını kaldırır. Görür yükselir; görür yükselir; sonradan sert bir meçhule çarpıp gök kubbeden aşağı bütün hayalleriyle beraber, paldır kültür yuvarlanır. [...]